31 Aralık 2009 Perşembe

Mutlu Yıllar!

Bu yıl çok şeye kızdınız...
Delirdiniz...
Kırdınız...
Belki kendinizden ödün verdiniz...
Savaştınız...
Tek kaldınız...
Belki aşık oldunuz...
Belki sevildiniz...
Belki terk edildiniz...
Belki aldatılıp, belki istenmediniz...
Kimbilir...
Belki çok para kaybettiniz...
Belki işinizden oldunuz...
Belki “ne yapıyorum ben yaaa”
cümlesini art arda kurdunuz...
Her ne yaptıysanız yaptınız...

Bitti!...

Bu çok güzel bir yıl olsun tamam mı?
Buna siz gayret edin...
Gülmekten yanaklarınız çatlasın...
Paranızı koyacak cüzdan bulamayın...
Bankalar “yatırım hesabınız” için telefonunuzu çaldırsın...
Sağlık bedeninizden aksın...
Aşk kalbinizi patlatsın...
Başarılarınız dillerde dolaşsın...
Yastığa koyduğunuz kafanızda “huzur”a daha fazla yer kalsın...
(Alıntıdır)

Yeni yılınız kutlu olsun, mutlu olsun...

Bu bizim 2010 güzelliğimiz :)

http://elfyourself.jibjab.com/view/2fWS0P5rLpxNjTQ8

29 Aralık 2009 Salı

Kelebekler uçuyor etrafımda

Bir zamanlar her yılbaşı kendime yeni bir defter edinirdim.
Bazen sade, gösterişli.

Bu defterlerin ilk sayfasına o yıla anlam yükleyecek bir söz, şiir, deyim artık o dönem beni “vuran” her neyse onu yazardım. Her sene, tekrar tekrar...

Ne zaman bıraktığımı hatırlamıyorum ve neden bıraktığımı da...

Bu sene bir Kelebek hatırlattı bana tekrar...


“İşte bu!” demiş bu güzel Kelebek görünce defteri, “tam da Sibel’e göre!”

Nasıl da bilmiş...

İçine sevgisini, sıcaklığını yüklemiş, hayat doluluğunu, inancını da... Üstelik yanına çiçekler ve uğur böcekleri de kondurmuş...

Bir de Şimşek McQuin hikaye kitabı :)

O güzel kalbini hiç birşeyin, hiç kimsenin bozmasına izin verme emi Yıldızım Kelebeğim... Kanatlarındaki renkler hiç solmasın...

Şimdi “defterim” bu yılın sözünü bekliyor.
Aslında galiba belli :

Hiçbir şey tesadüf değil :)

28 Aralık 2009 Pazartesi

Anne! Git Anne!

Son zamanlarda pek birşey yazmıyorum daha doğrusu yazamıyorum farkındaysanız.

Bir süredir Tibet’le pek tanımlayamadığım bir ilişki içerisindeyiz.
Pek bir atışmaktayız ama bir o kadar da birbirimize pek bir düşkünüz...
Tarif edilemeyesi bir durum...

Olur olmaz şeylere sinirlenebiliyor, karşılığında “Anne giiittt! Anne git anne!”

Olur olmaz şeylere ağlayabiliyor, karşılığında “Anne giiittt! Anne git anne!”

Durmadan kovuyor adam beni...

Üstünü çıkarmak istiyorum, kovuluyorum. Bezini değiştirmek istiyorum, kovuluyorum. Oyun oynayalım diyorum, kovuluyorum. Oynamayalım diyorum, kovuluyorum. Ef’e kovuluyorum, püf’e kovuluyorum, ne yapayım bilmiyorum!!!

İşin ilginç olan tarafı, diyelim kovdu beni, ben de gittim yanından, yetmiyor arkamdan kovmaya devam ediyor, yetmiyor ağlamaya başlıyor o da yetmiyor susmuyor!!!

10 dakika ağlasın diye bırakıp, gidip alırsam geliyor kucağıma, bana sarılıp, başını omzuma koyup, “Anne git anne!” demeye devam ediyor ama hemen geçiyor ağlaması ve gülmeye başlıyor ama yanlışlık yapıp onu susturmaya ya da gönlünü almaya çalışırsam hemen, kıyamet kopuyor...


Yani diyeceğim o ki...

Bunlar nasıl anlatılır, kalemin ucuna nasıl düşer...

Benim kalemin ucuna ancak bu kadar düştü işte...

25 Aralık 2009 Cuma

Gülümse

Ne kadar güzel bir duygu hediye almak ve vermek...
Hediye verirken, alırken çok mutlu oluyorum ben. Karşımdaki insanın hediyesini açarken duyduğu heyecanı ben de yaşıyorum. Hele ki bir de gerçekten beğendiği birşeyi yakalamışsam, değmeyin keyfime.

Tabi ki aynı keyifi hediye aldığımda da duyuyorum.

Nitekim, dün gelen hediyelerle yine yaşadım bu keyifi mutluluğu.
Bu sefer hediyem sevgili Nurcan'dan geldi. Kendi elleriyle örmüş!

Tibet'e bir uyku arkadaşı, bana sıcacık bir atkı :) Bir de çikolata vardı ama fotoğraflayamadan yenilip, yutuldu! :P

Kardeş modellik yaptı :)

Ayrıca teşekkür etmek istiyorum Nurcan'a, uyku arkadaşının gözlerini, dudağını Tibet'e zarar verebilir endişesiyle yapıştırmamış. Çok düşünceli bir davranış, çok sağol Nurcancım :)

Tibet'in vereceği tepkiyi merak ediyordum, hani belki yüzü yok diye anlamaz dedim ama hiçte beklediğim gibi olmadı. Bir de bücüre "Nurcan ablan da görsün ne kadar sevdiğini, hadi poz ver" dedim. Aman bir pozlar, bir pozlar! Ne artistmiş benim oğlum meğer!!!

Nurcancım, bu pozlar senin için :)))))


22 Aralık 2009 Salı

Batıkan'a teşekkür

Bu hafta bizim ufaklık ananesinde ve sanırım bir süre daha orada kalması gerekecek. Ayrıntıları bir başka postta anlatırım. Bu postumuzun konusu başka...

Çoğunuz biliyorsunuz, Füsun'un ve Ebru'nun düzenlediği yılbaşı çekilişini. Ben her ikisine de katıldım. O yüzden çok güzel hediyeler almaktayım. Dün öğlen yemekten döndüğümde kocaman bir paketle karşılaştım. Sevgili Melike'den gelmiş. Paketten çıkan hediyenin haddi hesabı yoktu, hediye sayısıyla orantılı olarak benim ağızda kulaklara vardı haliyle :D

Gelen hediyelerden biri gitar çalan bir Kurbağa. Kurbağa hastası olan Beste tarafından çok kıskanıldım :P ama özellikle zürafa birçok arkadaşım ve benim favori oyuncağımız oldu. Meğer hiç büyümemişiz a dostlar. Onu devirip, devirip, sarhoş taklitleri yaptık ortada koca koca hatunlar :D Yine de mücevher kutusunun yeri ayrı, baksanıza zarafetine :)



Aslında zürafa Batıkan'dan Tibet'e hediye gelmişti, ben de akşam aldım onu ve çok hoş, çok güzel müzikli kartıyla beraber kendisine götürdüm. Verdiği tepkiler süperdi.
Batıkan'a teşekkür etmeyi de ihmal etmedi :)

Bu fotoğrafı da Tibet çekti :)

Melikecim, çok ama çok ama çooookkkk teşekkürler.
Gerçekten çok beğendim, çok mutlu ettiniz beni ve Tibet'i.
Kocaman öpücükler sana ve Batıkan'a...

video


Bu videoda da Tibet'in efendim deyişi var.
Canım Zeugmam bir ara çek görelim demişti, fırsattan istifade onu da çektim :)))

video

Bu sıralar işler çok yoğun, sanmayın ki sizi unuttum.
En kısa zamanda tekrar buralarda olacağım :)

18 Aralık 2009 Cuma

Fotoğrafçı



Hiç böyle bir sonuç beklemiyordum fotoğraf makinesini verirken...
Gelecekteki mesleği mi, hobisi mi olacak acaba?

Ev hali kusura bakmayın :)))

16 Aralık 2009 Çarşamba

Kimbırlyyyyyy!

Uzuuun zaman önce Kimbırly beni mimlemişti.
Aslında ben mim olayını çok seviyorum ama nedense son zamanlarda pek bi tembel davranıyorum bu konuda.

Uzatmadan geçeyim mime



1- En sevdiğiniz 3 çiçek ismi

Hiç düşünmemiştim sevdiğim çiçek isimlerini, kalakaldım ne yalan söyleyeyim bir an :)

• Nilüfer. Teyzemin adıdır, bir de bir arkadaşımın adıdır ki kendisi hayat dolu bir kızdır, şen kahkaları vardır. Severim o yüzden bu ismi.
• Defne çiçek ismi sınıfına girer mi bilemedim :) Çok sevdiğim isimlerdendir.
• Papatya... çiçeğin kendisini de çok severim, hiç karşılaşmadım ama karşıma Papatya isimli biri çıksa hiç düşünmeden sevebilirim :P

2- Gerçekleşmesini istediğiniz 3 hayaliniz

• Evimiz olsun, güzel bir muhitte, şöyle 3 oda 1 salon, genişçe terası olan, kullanışlı, net 100-125 m2 (teras hariç) :)))))
• Tibet’e iyi bir gelecek hazırlamak.
• Eşimle yalnız bir tatil, şöyle güzel bir tatil köyünde ya da yurtdışında.

3- En sevdiğiniz ve sevmediğiniz 3 huyunuz

• Kin tutmam, bu hem sevdiğim hem sevmediğim bir özelliktir. Severim, içimde nefret barındırmadığım için, sevmem bu yüzden herşeyi unuttuğum için :)

• Bazen çok yersiz sinirlenebiliyorum, dizginlemeye çalışsamda belli ediyorum, hem kolay sinirlenmekten hem de herşeyin yüzümden okunmasından hoşlanmıyorum. Böyle bir durumdan sonra durumu sorgulayan ve analiz eden yönümü seviyorum.

• Eskiden değil belki ama son zamanlarda daha olumlu bakmaya başladım hayata. Polyanna gibi değil, daha gerçekçi. Bu özelliğim bana keyif veriyor.

4- Gıcık olduğunuz 3 hareket

• Her olaya kendi gözlüğünden bakmak sanırım en gıcık olduğum hareketlerden biri. Empati kurmayı öğrenmemiz lazım milletçe!
• Sinirli, üzgün birini sakinleştirmeye çalışmaktansa, onun yarasına tuz basmak. Maalesef insanımızda bu çok var, “haklısın, evet senin dediğin gibi olmalıydı, vay terbiyesiz!” v.b. gibi sözlerle o insanın nefretine, sinirine bin katılıyor, üstelik üzülerek görüyorum ki bundan hoşlanılıyor.
• Durmadan şikayet etmek! Şikayet ediyorsan ortada düzeltilmesi gereken bir durum var demektir. Bunu yaparken çuvaldızı önce kendine, sonra iğneyi başkasına batırmak gerektiğini de unutmamalı.

5- Bu benim bugüne kadar olan en kara günümdü. Dünya başıma yıkıldı ve bir daha ayağa kalkamam diye düşündüğünüz olay

• Sırf bu yüzden o günü sildim... Ciddiyim, tamamen sildim!

Sürpriz

Daha dün sabah Deniz'le nasıl buluruz diye adresini araştırırken;

Ondan bilgisayarımın kelebeğine arkadaşlar geldi...

Bileğim yeşil bir melekle renklendi, yüreğim kanatlandı...


Özenle hazırlanmış bir sunum...
Kocaman sevgi dolu yürekler...

Teşekkürler... Teşekkürler... Teşekkürler...

14 Aralık 2009 Pazartesi

Taktikler

Bizim bücür büyüyüp, dillendikçe kişiliği de iyice ortaya çıkıyor.
Doğruyu söylemek gerekirse, mizah anlayışı yüksek olmakla beraber fazlasıyla uyanık bir kişilik! Adamda taktik bol keseden.

Örneklerle anlatmaya çalışayım da siz ne demek istediğimi anlayın :)

1

- Anne, oyun baa mıdır?
- Hayır oğlum yoktur!
- Bence baadır.
- Bence yoktur...
- Bence baadır.
- Hayır yoktur............
Bilgisayarı açtırmak istiyor. Bu konuşma kapıda beni karşılamasıyla başlayıp, yemek faslına geçinceye kadar devam ediyor(du).

2

- Anne, biigisayayi aç, Gö’kem’e mesaj aticam!
Bak seeen, taktik değiştirmişiz!



3

- Anane, önce şuyup? şirin bir surat ifadesiyle
Sabahları vitaminini içmeyi reddedince, annemde sütlü milka çikolatalardan almış, elinde çikolatayı tutup “önce şurup” diyor, içince çikolatadan bir parça veriyormuş. Akşam canı yeniden istemiş beyefendinin :)

4

- Yimiimi yidim anane, simdi cukulata bey!
Bu da başka bir taktik. Kendince yemekten sonra da çikolatayı kapacak!

5

- Anane, seni öpiim, bana dünyayı bey!
Babası ona dünya aldı, akşamları biz varken oynuyor. Biz gelmeden oynamak isteyince ananeye rüşvet teklif ediyor :P



6

- Anane, sen abiyi taniiysin, beni götüysene...
Benden komşuya götürmemi istedi (oğluyla oynamayı çok seviyor), ben de tanımadığımı söyledim...

Bu iki olayı hangi kategoriye ayırayım bilemedim:



- Baba, saat kaç biy oldu, uyan aytık!!!
Dürtükledi, dürtükledi, babasını uyandıramadı, söyleniyor :)



- Anane, sen lambayı yak, anne gelicek, baba gelicek...
Hava karardıktan sonra eve geldiğimizi çözmüş :)

9 Aralık 2009 Çarşamba

Görmek...Duymak...Şükretmek...

Gösterdim ! Gördü anlamına gelmez...
Söyledim ! Duydu anlamına gelmez...
Duydu ! Doğru anladı anlamına gelmez...
Anladı ! Hak verdi anlamına gelmez...
Hak verdi ! İnandı anlamına gelmez...
İnandı ! Uyguladı anlamına gelmez...
Uyguladı ! Sürdürecek anlamına gelmez...



Adamın biri ilk defa gittiği küçük bir kasabada duran bir arabanın yanına sokulmuş ve arka koltukta tek başına oturan çocuğa;
- Buranın yabancısıyım, demiş. Parkın hemen yanı başındaki fırını arıyorum, çok yakın olduğunu söylediler..

Çocuk arabanın penceresini açtıktan sonra;
Ben de buraya ilk defa geliyorum, demiş. Ama sağ tarafa gitmeniz gerekiyor herhalde.

Adam çocuğun yabancı olmasına rağmen bunu nasıl anladığını sormuş ister istemez.

- Ihlamur çiçeklerinin kokusunu duymuyor musunuz? diye gülümsemiş çocuk. Kuş cıvıltıları oradan geliyor zaten.

- İyi ama, demiş adam, bunların parktan değil de tek bir ağaçtan gelmediği ne malum?

-Tek bir ağaçtan bu kadar yoğun koku gelmez diye atılmış çocuk... Üstelik manolyalar da katılıyor onlara... Hem biraz derin nefes alırsanız, fırından yeni çıkmış ekmeklerin kokusunu da duyacaksınız..

Adam gözlerini hafifçe kısarak denileni yaptıktan sonra, teşekkür etmek için döndüğünde fark etmiş çocuğun kör olduğunu..

Çocuk ise, konuşurken bir anda sözlerini yarıda kesmesinden anlamış adamın kendisini fark ettiğini..

Işığa hasret gözlerini ondan saklamaya çalışırken;
- Üç yıl önce bir kaza geçirmiştim, demiş. Görmeyi o kadar çok özledim ki! Sizinkiler sağlam, öyle değil mi?.

Adam çocuğun tarif ettiği yerde bulunan fırına doğru yönelirken;
- Artık emin değilim demiş. Emin olduğum tek şey, benden iyi gördüğündür..

ALINTIDIR

Gören Gözlerimizin Mutluluğunu Sonuna Kadar Sürdürmeniz Şükretmeniz Dileğiyle

8 Aralık 2009 Salı

Mutluluk

Beklemediği bir hediye alınca mutlu olmaz mı insan?

Günü aydınlanmaz mı?

Bunları görürde sevinmez mi?


Böyle güzel insanları tanıyabildiği için kendini şanslı saymaz mı?

İyi ki bu bloğu açmışım diye düşünmez mi?

2010'un çok güzel olacağına inanmaz mı?

Geleceğe daha umutla bakmaz mı?

Ne desem, ne kadar teşekkür etsem az!

Bi'tanesin!!!

7 Aralık 2009 Pazartesi

Tanışma

Onu bloğundan sevdiğim,
tanımak istediğim kadar varmış...

Ailemize bir fert daha katıldı...


Çok mutluyum çoookkkk :D

2 Aralık 2009 Çarşamba

Real FarmVille


Facebook'ta bir FarmVille çılgınlığıdır almış başını gidiyor.
Tibetim bundan geri kalacak değildi herhalde :P
Sanalı banal buldu, gerçeğini yaptı :))))


Facebookunuz varsa bu adresten daha fazlasını görebilirsiniz.