İlki bizim bücür berbere girdi ve saçını kestirdi :)
Babanenin telefonunu kapmıştı yine cüce
İkinci haber de Cumartesi günü evimizde kaldık beraber :)
Annemler hafta sonu boya badana işine girişince, kokudan etkilenmesin diye Cumartesi günü evimizde kaldık. İşin komik ama trajik olan tarafı önceden evimiz diyordu bu sefer “annenin evi” demeye başlamasıydı. Anlattım durdum “Burası senin, benim ve babanın evi. Bizim evimiz” diye :(
Neyseki pazar akşamı annemlere dönerken tekrar evimiz demeye başlamıştı. Allah’a şükür ki havalar ısınıyor, önümüzdeki haftadan itibaren tekrar beraber olacağız :)
Hava güzel olunca bu Cumartesi’yi dışarıda geçirelim dedik. Küçük beyimizin “Kanka”sı gelmişti (kendisi benim kuzenim olur), onu da aldık, Sultanahmet’e gittik. Bizim küçük adam yürümekten pek hazetmeyince ara ara “Eve dönelim” diye tutturduysa da eğlenceli bir gün geçirdik.
Güvercinlerin peşinde koşturduk mesela. Kalabalık turist gruplarına ilgiyle baktık.
Başımıza fes takıp, güldük birbirimize.
Evimizde yemediğimiz kadar yemeği yedik, meyve suları lüplettik.
Oturduğumuz masayı el futbol sahası olarak kullanıp, bol bol güldük.
Ben evlilik yıldönümü şerefine rejimi de bozdum bir parça ama olsun, o kadar olur di mi? :)
Akşam babaneye geçtik. Eşimin yeğeni gelmişti, Tibet bu durumdan pek memnun oldu tabii. Samet oraya, Samet buraya bırakmadı hiç peşini.
Bir ara Samet’in tepesine bile çıktı düşünün artık!
Akşam eve geçtik. Ne kadar özlemiş bücür evini. Hep çocuklar anlamaz birşeyden denir ya, nasıl anlarmış anladık! O kadar mutluydu ki... Yine yatak odasında yatmadı tabii, her zamanki gibi ikili koltukta uyuduk beraber :P ama sabah uyandığında pek bi mutluydu...
Az kaldı bebeğim az kaldı, 1 hafta sonra yine beraberiz :D
Not: Dün gece eşimin bir arkadaşının kızı oldu. Gecenin bir yarısı gittik koştura koştura. Unutmuş muyum ben bu kadar küçük olduğunu Tibet’in! El kadardı minnoş, bir de açtı ki yavrucak, annesinin göğsünden ayrılmak istemiyordu! :) Allah sağlıklı, sıhhatli, analı babalı büyütsün inşallah.








