Aslında Cumartesi hiç bir planım yoktu.
Sevgili kocam arkadaşlarıyla şehir dışı planı yapınca, kafamda bir yandan “Ne yapsam acep hafta sonu ben bu bücürle?” sorusu, bir yandan da Bedardem ile daha önce iptal edilmiş buluşmayı son dakika tekrar devreye sokabilir miyim soruları kafamda dönmekteydi ki kalp kalbe karşıymış Burcu “Cumartesi buluşalım mı, ne dersin?” diye mesaj attı :)
Temiz kalpliymişim vesselam :P
Mekanı Yıldız Parkı olarak belirledik çocuklar gönüllerince koştursunlar diye ve buluştuk saat 13.00’te :)
Mekanı Yıldız Parkı olarak belirledik çocuklar gönüllerince koştursunlar diye ve buluştuk saat 13.00’te :)
Burcu, tam Trakyalı olmanın hakkını verircesine ve tam benim can dostum Aylin gibi çenebaz, çok canayakın, çok içten, çok samimi :)
Elif’in onu neden çok sevdiği belli :)Ballı Badem annesinin dediği kadar Ballı işte, yemelik! Zaten sinekler ne kadar ballı olduğunu farkedip, yemişler bile :P Buluşmamız onun uyku saatine denk gelince biraz huysuzluk yaptıysa da (Burcu çok huzursuz oldu ama çocuk işte, uykuya ihtiyacı var, olur öyle şeyler), uyuyup, uykusunu alınca adının hakkını verdi.
Zaman nasıl geçti anlamadık. Tibet’te çok uyumluydu, beni yormadı sağolsun.
Gitme vakti gelince Burcu Taksim’e verdiği bir siparişi almak için uğrayacaklarını söyledi, biz de peşlerine takıldık. Tibet o kadar kalabalığın içine ilk defa girdi. Durmadan bana “Anne niye bu kadar çok insan var?” diye sordu :) Bu kalabalığın üstüne bir de hatunun biri intihar etmeye kalkmasın mı?
Tam bir curcuna! Zor kaçtık arka sokaklara.
Gittiğimiz yerde oğlum tavla bile oynadı amcalarıyla :) Ballı bütün balını orada gösterdi bize. O kadar uslu, o kadar uyumlu ve o kadar sevimliydi ki :) Zaman su gibi aktı gitti. Eve girdiğimizde saat 9’u geçmişti bile, üstelik eve girmeden bir de trambolin de zıpladı bizim bücür, enerjinin bu kadarı!!!
Hep söylüyorum, yine söyleyeceğim. İyi ki açmışım bu bloğu, yoksa bu kadar güzel insanı bir arada nasıl bulur, nasıl tanır, nasıl severdim :)



