Sana söyleyecek çok şeyim var aslında...
Şöyle oturtup seni karşıma...
“Senin için çok hayallerim var...
Yani öyle büyüyünce şöyle ol, böyle yap gibi değil.
Sana bırakmak istediklerimle ilgili, sana örnek olmakla alakalı...
biliyorum çünkü, önündeki en büyük örnek biziz senin.
Bize bakıp kendine huylar edineceksin...
işlerin bazen istediğim gibi yürümediğini hissediyor olsam da, bazen, neler oluyor böyle, nerede yanlış yaptık desem de, endişelensem de...
gözüme gözüme soktuğun güzel huylarını görüp, rahat bir nefes alıyorum...
şükrediyorum sonra...”
Yani öyle büyüyünce şöyle ol, böyle yap gibi değil.
Sana bırakmak istediklerimle ilgili, sana örnek olmakla alakalı...
biliyorum çünkü, önündeki en büyük örnek biziz senin.
Bize bakıp kendine huylar edineceksin...
işlerin bazen istediğim gibi yürümediğini hissediyor olsam da, bazen, neler oluyor böyle, nerede yanlış yaptık desem de, endişelensem de...
gözüme gözüme soktuğun güzel huylarını görüp, rahat bir nefes alıyorum...
şükrediyorum sonra...”
Okuyup, sevdiğim bir kitapta romanın kahramanı bir yerde diyor ki;
“Çocuğum bu hayatta nefes alabildiğim tek nokta!”
Sen de benim için öylesin.
Nefesimsin.
Gerçek sevgisin.
Beklentisiz... Katkısız...
Anlayışsın.
Hoşgörüsün.
Şefkatsin.
Güzel bir tebessüm,
Kalp yumuşaklığımsın.
İçimi ısıtansın...
Hem her şeyimsin...
Hem de biriciğim...
Dilerim ki; içindeki sesi dinleyenlerden ol.
Canım oğlum.
İyi ki varsın.
Nice mutlu yılların olsun...




