Önce bir şeyi yapmamak için, sonra benim ya da babasının kızdığını anlayınca bu sefer de yapmak için inatlaşıyor ve yetmiyor ağlıyoruz. Çoğul konuşuyorum çünkü bu durum etki-tepki misali karşılıklı.
Önce anlatmaya, izah etmeye, ikna etmeye çalışıyorum sakin sakin.
Ben sesimin tonunu olabildiğince yumuşatmaya çalıştıkça, onun sesi zıvanadan çıkmaya başlıyor. Onun sesinin tonu çığlığa dönüştükçe, benim sakinliğimin ipleri kopuyor.
“Yapmazsan yapma! Sen kazandın, ben artık sana yap demeyeceğim!” diyen, pes etmiş ama kızmış, küsmüş cümlem, onda bu sefer yapmak için ağlamaya, inatlaşmaya dönüşüyor.
Yoruluyorum...
Sürekli anlatmaktan, anlattıklarımı dinlemeyip burnunun dikine gitmesinden, zinciri kopmuş ağlamalardan...
Bir de dile yapışan “Sıkıldım”lardan ama en çokta o sıkıldımlara çare bulamamaktan.
Bu atışmaların ardından gelen “İsteyerek yapmadım, seni bir daha üzmeyeceğim”ler ısıtsa da içimi, beyne yerleşen yorgunluk hissini eritemiyor.
Şimdilik...
Yine de dün gecemin neşesi, bugünümün aydınlığı olan şu fotoğraflara bakıpta, yorgunluğumu hatırlamam mümkün mü?
Şimdilik... :)





