16 Temmuz 2013 Salı

AŞK dediğin


- Anne biz Helin’le birbirimizi çok sevdik.

- Öyle mi nasıl bir sevgi ki bu mesela?

- Helinle aramızda öyle harika bir bağ kuruldu ki; büyüyünce kesin evleniriz! Aşık olduk biz!

- Öyle mi?

- Evet, düğünümüzü de cumartesi günü yaparız.

- Yaaa! Peki Helin’in de bunu istediğinden emin misin? O da sana aşık mı ki acaba, seninle evlenmek isteyecek mi?

- Annecim görmedin mi? Nasılda neşeli kahkalar atıyordu, görmedin mi?!

- Oğlum Helin geçen sene de gelmişti bize. Geçen sene aşık olmamıştınız birbirinize?

- Evet, geçen sene birbirimizi iyi tanıyamamıştık çünkü de ondan!

- Aaa, evet... Birbirini tanımak önemli tabii :)))))))



Ah kuzum... AŞKla dolu bir hayatın olsun... Sev ve sevil inşallah... :)


Not: Fotoğraf geçen seneden. Bilseydim böyle bir konuşma geçecek aramızda, ikisini bir arada muhakkak fotoğraflardım :))))

8 Temmuz 2013 Pazartesi

Sana bunu öğretmemeliydim!


Bir gece uyku öncesi sohbetteyiz. Ertesi gün ona dondurma alma sözü vermişim.
Bana sarılıp “Hemen uyuyayım ki; çabuk sabah olsun, seninle beraber dondurma yiyelim!” diyor... Benimle birlikte olmanın ve dondurma yemenin heyecanı onun uykuya çabuk teslim olmasını sağlıyor...

Bu aralar bana olan aşkı yine dorukta... “Seni çok seviyorum!” demek, bana sarılmak için bin türlü bahane üretiyor. Akşamları bensiz uyumak istemediği için ananesinde bile kalmıyor...

Benden mutlusu yok!

Aradan zaman geçmiş... Yine uyku öncesi sohbetteyiz.
Öpüşüp, koklaşmalar arasında ertesi gün yine dondurma yemek istediğinden bahsediyor ama hafta içi ve ben çalışıyorum. Dondurmayı ananesiyle alması gerekecek... Üzgün ama dondurmanın onu heyecanlandırmaması mümkün değil. “Eğer hemen uyursan, sabah çabuk olur ve sen de ananenle gidip dondurma alırsın.” diyorum... Dönüp yüzüme bakıyor ve hüzünlü bir gülümseyiş yerleşiyor suratına: “Sana bunu öğretmemeliydim anne!”....

Şaşkınlıkla yüzüne bakıyorum, sonra beraber kahkahalarla gülmeye başlıyoruz... ve birbirimize sıkı sıkı sarılıp, beraber uykuya dalıyoruz...


Senin kahkalarınla benim kalp çarpıntım doğru orantılı...
Bunu biliyor musun?

2 Temmuz 2013 Salı

Yazılı var! Kağıt kalemini hazırla!

"Senin gibi güzel bir anneyi bir tek ananem doğurabilirdi!"



Soru 1
Yukarıdaki cümle kime ithafen söylenmiştir?

a- Tabi ki anne
b- Tabi ki anane
c- Kararsızım
d- Her ikisi
e- Hiçbiri


Soru 2
Yukarıdaki cümle ne üzerine söylenmiştir?

a- Anne telefonuna yeni oyun yüklemiştir
b- Anne bücürü yatağına kucağında götürmüştür
c- Anne bücürün kendisini üzmesini affetmiştir
d- Hepsi
e- Hiçbiri

Soru 3
Yukarıdaki cümle ile kişi neyin hesabını yapmaktadır?

a- Bir sonraki yaramazlığının anlayışla karşılanması
b- Annenin telefonuna bir oyun daha yükletme
c- Yatağa bir sonraki yatırılışın anne sırtında gerçekleşmesi
d- Hepsi
e- Hiçbiri

Soru 4
Yukarıdaki cümle ile kişi hangi yönünü ortaya koymuştur?

a- Orantısız yalan
b- Orantısız romantizm
c- Orantısız zeka
d- Orantısız güç
e- Orantısız orantı

Soru 5
Bu cümle üzerine twitterda hangi HasTag açılabilir?

a- #direnanne
b- #direnanane
c- #stoplyingTIBET
d- #bubücürübenmidoğurdum
e- #doğrumuduydumla!

Soru 6
Bu cümleyi kim söylemiş olabilir?

a- Süpercan
b- Ben 10
c- Cedric
d- Tibet
e- Kimde demişse demiş, çokta fifi!

Soru 7
Bu cümle ile ilgili fikrinizi 5 cümle ile anlatınız


Kurallar
Sınava katılım mecburi değildir.
Sınava katılanların kopya çekmesi yasaktır.
Kopya çektiği belirlenen katılımcıların sınavı geçersiz sayılır.
Bir yanlış 3 doğruyu götürür! (itiraz hakkınız yok, işinize gelirse!)
Tüm soruları doğru cevaplayanlar arasında yapılacak çekiliş sonucu bir kişi Pamuk Prens'le dondurma yeme hakkı kazanacaktır.

Başarılar dileriz! ;)




13 Haziran 2013 Perşembe

Yaşgünü ve mezuniyet


Son günlerde yaşanan üzücü olayları hepimiz endişeyle izliyoruz. Konuyla ilgili bir önceki “kısa” yazımda düşüncelerimin ipuçlarını verdiğim kanaatindeyim... (aynı bir politikacının girişi gibi oldu cümlem heee!)

2013 yazına ilginç bir giriş yaptık ülkece ama benim için ayrı bir önemi oldu bu girişin.

1 Haziran yaşgünümdü ve ben bir Cem Adrian hayranı olarak arkadaşlarıma, yeni yaşıma onun konserinde girmeyi teklif etmiştim. Konser 31 Mayıs gecesi Taksim'deydi ve saat 12den sonra 41 kere maşallah olacaktı benim için (aramızda kalsın 41 yaşıma girdim de!)... Biletlerin alındığı, hazırlıkların yapıldığı sırada bir iş makinası ağaçları sökmek üzere Gezi Parkı’na girdi... Gerisini biliyorsunuz zaten...

Benim yaşgünüm Gezi Parkı için direnen eylemcilere feda olsun... Çok gururlandım, hala da gururluyum böyle bir gençliğe sahip olduğumuz için... Diliyorum ki sonuç ülkemiz için, bu evlatlarımızın geleceği için hayırlı olsun, daha fazla sıkıntı yaşanmasın.

Yaşananlar üzerine Ayşe Arman X, Y, Z kuşağı çocuklardan bahsetti bir yazı dizisinde. Okuduklarımdan anladığım benim bücürün bu kategoriye girmediği. Gözlemlediğim ve şahsi kanaatimse Tibet bir indigo!



İndigo’ların dönemi bitti görünüyorsa da, sanırım tek tük temsilcileri hala gelmeye devam ediyorlar. Kısaca indigoları şöyle tarif edeyim, hatta alıntı yapayım:

Bu çocuklar alışılmışın dışında zekiler, öz güvenleri fazlasıyla yüksek, otoriteye karşı çıkıyorlar, çok canlı ve hareketli olmalarının yanında onların sezgileri de oldukça güçlü. Onlar indigo çocuklar ve dünyaya yeni düzen kurmaya geliyorlar.


Bizimkinin zekası muzurluğa işliyor, burası NET! Ayrıca espri yeteneğine de diyecek yok, gerçekten. Bu anlatılmaz, yaşanır :) Sezgi konusunda bir emin oluyorum, bir yok canım diyorum ama kendine olan özgüveni tavan! Fazlasıyla hareketli ve baskıya, dayatmaya kesinlikle tahammülü yok. Fazlasıyla asi, “Hayır” kelimesine karşı tırnakları her daim hazır. Şimdilik “böyle yaparsan, ben de bunu yapmayabilirim, beni düşünmeye zorluyorsun” diyerek kendisine fren çektirtiyoruz ama yaşı ilerledikçe bu taktiğin tutacağını pek sanmıyorum! :P

Altı üstü bir mezuniyet yazacağım, nereden nereye geldim! :))))

Efenim, canım oğlumun geçtiğimiz cuma günü mezuniyet kutlaması vardı okulunda. Üniversiteliler gibi kep attılar bu güzellikler :)


Sevgili oğlum yapılan etkinliklere katılmama kararı almış haspam, arkadaşları gösteri yaparken kendisi paşa misali baş köşede oturup, onları izledi gördüğünüz üzere. Sen neden yapmıyorsun diyene “Zorunda değilim!” diye cevap verdi!!!



ama olsundur yani, ben yine de gururlanıp, utanmasam ağlayacağım tribine girdim şahsen :)

Sonuç; oğlum sahne adamı değil ama maşaallah “gangnam style” uzmanı imiş, onu da öğrenmiş olduk! :))))


Sizin içinizden taşan sevginizi severim ben! :))))

4 Haziran 2013 Salı

#direngeziparkı

İstenilen çok bir şey değil...

Haksa herkese hak!
Anlayışsa herkese anlayış!
Özgürlükse herkese özgürlük!
Sevgiyse herkese sevgi!


Onlar çok iyi anlatmışlar...


Fotoğraf Yerden Uzak'a ait.