özel günler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
özel günler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Temmuz 2013 Cuma

6!


Geçen gün bana dedin ki; “Keşke beraber büyüseydik anne!”

Sana o gün de dediğim gibi, biz beraber büyüyoruz oğlum.
Bugüne kadar bildiğim, bilmediğim, bildiğimi sandığım her şeyi sayende keşfediyorum...

Mesela koşulsuz sevgiyi... Seninle öğrendim ben...
Bunun bir oluru yok dediğin anlarda bile, çözüm bulmayı...



Çok şey yazabilirim buraya... ama biliyor musun, sen doğduğundan beri farkettiğim bir şey var ki; bugün sadece onu yazmak istiyorum:

Canım oğlum. Sen doğmadan önce, ben var mıydım?

İyi ki doğdun...
İyi ki doğdun da hayatımın güneşi oldun ve beni aydınlattın...

İyi ki doğdun...
Seni çok seviyorum...

13 Haziran 2013 Perşembe

Yaşgünü ve mezuniyet


Son günlerde yaşanan üzücü olayları hepimiz endişeyle izliyoruz. Konuyla ilgili bir önceki “kısa” yazımda düşüncelerimin ipuçlarını verdiğim kanaatindeyim... (aynı bir politikacının girişi gibi oldu cümlem heee!)

2013 yazına ilginç bir giriş yaptık ülkece ama benim için ayrı bir önemi oldu bu girişin.

1 Haziran yaşgünümdü ve ben bir Cem Adrian hayranı olarak arkadaşlarıma, yeni yaşıma onun konserinde girmeyi teklif etmiştim. Konser 31 Mayıs gecesi Taksim'deydi ve saat 12den sonra 41 kere maşallah olacaktı benim için (aramızda kalsın 41 yaşıma girdim de!)... Biletlerin alındığı, hazırlıkların yapıldığı sırada bir iş makinası ağaçları sökmek üzere Gezi Parkı’na girdi... Gerisini biliyorsunuz zaten...

Benim yaşgünüm Gezi Parkı için direnen eylemcilere feda olsun... Çok gururlandım, hala da gururluyum böyle bir gençliğe sahip olduğumuz için... Diliyorum ki sonuç ülkemiz için, bu evlatlarımızın geleceği için hayırlı olsun, daha fazla sıkıntı yaşanmasın.

Yaşananlar üzerine Ayşe Arman X, Y, Z kuşağı çocuklardan bahsetti bir yazı dizisinde. Okuduklarımdan anladığım benim bücürün bu kategoriye girmediği. Gözlemlediğim ve şahsi kanaatimse Tibet bir indigo!



İndigo’ların dönemi bitti görünüyorsa da, sanırım tek tük temsilcileri hala gelmeye devam ediyorlar. Kısaca indigoları şöyle tarif edeyim, hatta alıntı yapayım:

Bu çocuklar alışılmışın dışında zekiler, öz güvenleri fazlasıyla yüksek, otoriteye karşı çıkıyorlar, çok canlı ve hareketli olmalarının yanında onların sezgileri de oldukça güçlü. Onlar indigo çocuklar ve dünyaya yeni düzen kurmaya geliyorlar.


Bizimkinin zekası muzurluğa işliyor, burası NET! Ayrıca espri yeteneğine de diyecek yok, gerçekten. Bu anlatılmaz, yaşanır :) Sezgi konusunda bir emin oluyorum, bir yok canım diyorum ama kendine olan özgüveni tavan! Fazlasıyla hareketli ve baskıya, dayatmaya kesinlikle tahammülü yok. Fazlasıyla asi, “Hayır” kelimesine karşı tırnakları her daim hazır. Şimdilik “böyle yaparsan, ben de bunu yapmayabilirim, beni düşünmeye zorluyorsun” diyerek kendisine fren çektirtiyoruz ama yaşı ilerledikçe bu taktiğin tutacağını pek sanmıyorum! :P

Altı üstü bir mezuniyet yazacağım, nereden nereye geldim! :))))

Efenim, canım oğlumun geçtiğimiz cuma günü mezuniyet kutlaması vardı okulunda. Üniversiteliler gibi kep attılar bu güzellikler :)


Sevgili oğlum yapılan etkinliklere katılmama kararı almış haspam, arkadaşları gösteri yaparken kendisi paşa misali baş köşede oturup, onları izledi gördüğünüz üzere. Sen neden yapmıyorsun diyene “Zorunda değilim!” diye cevap verdi!!!



ama olsundur yani, ben yine de gururlanıp, utanmasam ağlayacağım tribine girdim şahsen :)

Sonuç; oğlum sahne adamı değil ama maşaallah “gangnam style” uzmanı imiş, onu da öğrenmiş olduk! :))))


Sizin içinizden taşan sevginizi severim ben! :))))

7 Şubat 2013 Perşembe

4 yaş...

Az kalsın bloğumuzun 4. yılını kaçırıyormuşum...

Kutlu olsun mu? ... 
Olsun ...

Şimdi bir hediye lazım değil mi?
Lazım! ...


Evet...
Bu güzel bir hediye oldu ;)

17 Ağustos 2012 Cuma

Tatil, bayram, Karasu...

Bu yılın ilk tatiline çıkıyorum yarın inşallah.
Bayramdan sonraki üç günü aldım, 1 haftaya tamamladım.
Malum Tibet bu sene anaokuluna başlayacak kısmetse ve ilk günlerinde onun yanında olmak için saklıyorum diğer tatil günlerimi...

Rotamız her zamanki gibi Karasu.
Bu sene oğlumuzun özel ricasıyla önce Adapazarı'na kocaannesine gideceğiz. Gece dayısıyla uyayacakmış ve dayısından rica edecekmiş ki; o da bizimle Karasu'ya gelsin, orada da onunla uyusun geceleri. Görünüşe göre Bora'yı çok özlemiş :)

Çocukluğumdaki, gençliğimdeki gibi büyük bir heyecanla gitmiyorum Karasu'ya artık... bir yandan yine de, "yine" oraya gidiyor olmamın sıcaklığı var içimde... Ne de olsa teyzemin sevgiyle hazırladığı kahvaltı ve anne tarafımın sevgi dolu gözleri bizi bekliyor :)


Umarım büyüdükçe aynı sıcaklığı oğlum da hisseder...

Şimdiden hepinizin bayramı kutlu olsun...

25 Temmuz 2012 Çarşamba

Elektro gitar!

Güzel bir yaşgünü oldu.
Akşamüstü...


Çocuklar çok güzel oynadı, çok güzel eğlendi.
Tartışmasız, kavgasız...

Uzun zamandır görüşmeyen büyükler yaşgünü bahanesine hasret giderdi...
Oğlum hayal ettiği hediyelerine (oyuncaklarına) kavuştu...

Ama ortada bir yanlış vardı...

Oğullarına gelmiş hediyeyi sahiplenen ebeveynler gibi....


Elimizden düşüremedik!


Çocuk muyuz neyiz!!!

19 Temmuz 2012 Perşembe

ve... 5!


Sana söyleyecek çok şeyim var aslında...
Şöyle oturtup seni karşıma...

“Senin için çok hayallerim var...
Yani öyle büyüyünce şöyle ol, böyle yap gibi değil.
Sana bırakmak istediklerimle ilgili, sana örnek olmakla alakalı...
biliyorum çünkü, önündeki en büyük örnek biziz senin.
Bize bakıp kendine huylar edineceksin...
işlerin bazen istediğim gibi yürümediğini hissediyor olsam da, bazen, neler oluyor böyle, nerede yanlış yaptık desem de, endişelensem de...
gözüme gözüme soktuğun güzel huylarını görüp, rahat bir nefes alıyorum...
şükrediyorum sonra...”

Okuyup, sevdiğim bir kitapta romanın kahramanı bir yerde diyor ki;
“Çocuğum bu hayatta nefes alabildiğim tek nokta!”

Sen de benim için öylesin.

Nefesimsin.

Gerçek sevgisin.
Beklentisiz... Katkısız...

Anlayışsın.
Hoşgörüsün.
Şefkatsin.

Güzel bir tebessüm,
Kalp yumuşaklığımsın.

İçimi ısıtansın...

Hem her şeyimsin...
Hem de biriciğim...


Dilerim ki; içindeki sesi dinleyenlerden ol.

Canım oğlum.
İyi ki varsın.

Nice mutlu yılların olsun...

1 Haziran 2012 Cuma

40ımdan mektup!


Hadi gözün aydın...
Geldi işte yıllardır beklediğin 40ın!
Ne beklediysen, ne umduysan ondan, şu andan itibaren 365 gün seninle artık...

Manevi anlamda hiç 39 kadar zorlu bir yaş geçirmiş miydin hatırlamıyorsun ama unutma ki; zaten yaşanan her şeyin etkisi azalıyor yıllar geçtikçe.

Yalan mı?
Geriye dönüp baktığın zaman yüzünü bile hatırlamadığın insanlar yok mu belki de bir zamanlar seni incitmiş olan... Bak “belki de incitmiş olan” dedim, çünkü o incinmenin derecesini bile hatırlamıyorsun şimdi...

Amaannn canım! Zaten sen, yaranı iyileştirmek için hafızanı bile sıfırlamış birisin...
39 yaşının izini mi silemeyeceksin!...

Geçenlerde arkadaşının yazdığı bir yazıya demedin mi: “Düşüncenin gücüne ‘yürekten’ inanıyorum ama düşüncelerime ‘yürekten’ inanamıyorum. Elbet bir gün onu da başaracağım!” diye...

Bu sensin işte! Umudunu yitirmeyen...

Hatırla!
“Ben zenginim!” diye gezdiğin günleri... Herkes güldüğü halde, vazgeçmeyişini...

İşte! Bunları tekrar yapabileceğin bir yaş var artık, bunca zamandır büyük bir heyecanla beklemiş olduğun 40ın var... tam bir sene! Kimbilir, belki daha ilk gününden başarırsın “başaramadım” dediklerini...

Aslında bütün derdin oğluna güzel bir gelecek bırakmak, ona iyi örnek olmak... ama... işte hep “ama”lar var hayatında... gittikçe çoğalan... yine de düşün ki “keşke”leri az... ya onlar da çok olsaydı?

Hadi! ümit yükle 40ına, umutlandır onu...
39unun depresifliğini at, silkelen!

Sana da bu yakışır...
Umut hep yakıştı sana...
Kime yakışmaz ki zaten...

Al şimdi başını ellerinin arasına...
Hayallerini düşün... Gerçekmiş gibi yaşa...
Yüzüne de güzel bir gülücük kondur...
Söndürme ama... Soldurma...

Güzeldir bu yaş... Olgunluğun yaşıdır, unutma...

Hadi gözün aydın...
Geldi işte yıllardır beklediğin 40ın!

Not 1 : Madem öyle, 40a özel fotoğrafım olsun burada :)...




Not 2 : Bu yaşım için iki şarkı seçtim... İlki son zamanlarda her sabah güne onunla başladığım için.
İkincisi 40 yaşıma yakıştırdığım için...





İyi dinlemeler :)

11 Mayıs 2012 Cuma

İnsan kardeşi için ne yapmaz ki?!!!

Hiç yakışıyor mu?
Hem evli, bir de çocuklu kadına böyle eğlenceler?!!!
Cık cık cık!!!

Ama valla hepsi kardeşim için...
35ine girerken, maksat iyi bir hatıra bırakmak.

Yoksa kariyerime Sertab Erener şarkılarından biriyle başlardım yaniii! :)))


Canım kardeşim benim...
Her yeni yaşın sevilen şarkıların verdiği keyif kadar güzel olsun...

Çok seviyorum ben seni çoookkkk!!!

Videoyu buradan göremiyorsanız, sizi böyle alalım :)

28 Aralık 2011 Çarşamba

Renkli bir yıl

Ben kadınları daha vicdanlı bulurum. Bu görüşüm kadın oluşumdan değil, bu güne kadar ki gözlemlerimden oluşmuştur. Tabi ki bu durum çoğunluk erkekler tarafından hemcins dayanışması olarak görülür.

Sizin bu konudaki fikriniz nedir bilemiyorum ama emin olduğum bir şey var ki; yeni neslin erkeğinin de kızının da kalpleri güzelliklerle dolu ve empati kurmasını çok iyi biliyorlar...


- Anne, sence benim battaniyem kız mı?
- Bilmem ki oğlum? Sence?
- Bu kadar renkli olduğuna göre, kız tabi ki!!!
- :)))))
 

2012 önce sağlıklı sonra zevkli ve renkli bir yıl olsun dilerim :)

14 Ağustos 2011 Pazar

İyi ki varsın...

Birine DOST demek kolay değil.

Hele ki bir DOST bulmak hiç kolay değil.

Çok şanslıyım...

İyi ki doğdun.

Daha nice yıllarımız birlikte olsun.

Meleklerin heeeppp yanında olsun, melek kadın...

Seni çooookkk seviyorum...

19 Temmuz 2011 Salı

4 yaş manifestosu

Seninle bir araya gelişimiz biraz zorlu oldu.

Bu zorluğun etkisinden belkide, ilişkimiz de zorlu geçiyor. Aramızdaki aşkın büyüklüğü aşikar olsa da ilişkimizden yola çıkarak sana naçizane birkaç tavsiyem olacak.

Çok kıskanç olmanı tavsiye etmem. Hele ki sevdiğini akrabalarından bile kıskanan bir sevgiliyi kimse istemez, aksine onlarla aranı ne kadar iyi tutarsan sevgilininin sana olan aşkı o kadar kalıcı olur, benden söylemesi. 


Eski aşklardan konu açma. Ne ona sor, ne kendin bahset. Geçmiş adı üstünde geçmiştir. Enerjinizi bitmişe harcayıp, birbirinizi yıpratmayın.



Onun ihtiyaçlarına, isteklerine, anlatmaya çalıştıklarına karşı duyarlı ol. Kadınlar anlaşılmak ister. Biz sizler gibi konuya direk giriş yapmayı sevmeyiz. Sözcüklerimizin içinde çözülmesi gereken şifreler vardır. Bunun ne kadar erken farkına varırsan, bir kadını anlamak konusunda o kadar başarılı olursun.



Bir kadın hakkında bilmen gereken en önemli şeylerden biri alışveriş tutkusudur. Onunla alışveriş yapmayı başarırsan, tüm kadınların gözde sevgili adayı olursun, haberin olsun ;)



Bir kadın korunmayı, kollanmayı sever ama bunu abartırsan bir bakarsın elinden uçmuşşş, gitmiişşş! Her şey dozunda güzeldir, bunu sakın unutma.



Lütfen sevdiğinin gözlerinin içine bakarak konuş. Onunla konuşurken gözün başka yerlerde olursa, bir bakarsın o da başka yerlere gitmiş. Farkına bile varmazsın, öyle kalakalırsın.



Sakın değiştirmeye kalkacağın biriyle birlikte olma. Değişmesini isteyeceğin biri zaten seveceğin biri olamaz ki! Karşındakinin sana uyum sağlamasını istemeye başladıysan, hemen uzaklaş ondan. Hem kendin, hem onun için emin ol böylesi daha hayırlı. Unutma ki; olduğu gibi kabul edeceğin biriyle mutluluğu bulabilirsin. 



Diyelim ki evlenmeye (ya da biriyle birlikte olmaya) karar verdin ve bu kararından emin olmak istiyorsun. Allah’tan bir işaret iste, mutlaka gelecektir. Ama işaretlere açık ol ki, kaçırmayasın...



Bir ilişkinin yürümesinin en önemli koşullarından biri, inadını gereksiz yere sürdürmemek ve özellikle karşı taraf haklıysa özür dilemeyi bilmektir. Karşındaki insanın sana olan sevgisine güvenip, gereksiz inatlaşmak ve kendini haklı çıkarmaya çalışmak bir ilişkinin yıpranmasında en büyük etkenlerdendir. 


Lütfen sevdiğin insanı incitme gereksiz yere...


Büyük ihtimalle büyüdüğün zaman kendi kendine annem 4.yaşgünümde bana niye bunları niye yazmış diyeceksin. Bu manifestonun yazılmasının en önemli sebebi şudur ki oğlum; 4. yaşına kadar ki en belirgin özelliklerinden biri bu inat halin de o yüzden :)


Canım oğlum, SüperCan’ım, BenTen’im...
Dilerim ki bu gülen gözlerindeki ışık hep devam etsin. Karşına çıkacak sorunlar seni korkutmasın, sakin ve çözümcü ol. Anını yaşa hep. Geçmiş ve gelecek seni yıldırmasın. Sevgi dolu ol, sevgi saç etrafına. İnsanlar sana bakınca huzur bulsun, senin yanında olmaktan keyif alsın. Sağlıklı, bereketli bir ömrün olsun, hem maddi hem manevi.

Aşk hep seninle olsun oğlum... Seven ve sevilen ol...

Sana sevgimi ifade edecek bir cümle yok...
Ne yazsam, ne desem eksik kalır.

İyi ki varsın oğlum... İyi ki doğdun...

11 Temmuz 2011 Pazartesi

Nice 3lere...

Güzel kızım.


Yüzün hep gülsün.
Hep ışık saç etrafına,
Sana bakan nur dolsun.
Şansın, bereketin bol olsun.
İsmin gibi olsun ömrün...

İyi ki varsın...
Daha nice 3lerin olsun...

1 Haziran 2011 Çarşamba

Yaş durumları

Yaş konusunda ilginç özelliklerim vardır benim.
Ben her yaşgünümde pek bir coşkulu olurum. Şu yaşımda bile hala öyle :)

Hiç yaşımı söylemekten çekinmedim ve ben çoğunluk gibi 18 yaşımı değil, 21 yaşımı bir hevesle beklemiştim. Büyük ihtimalle sebebi küçük yaşlardayken karşı komşu kızlarımızın 21 yaşında ve güzel olmalarıydı. 21 yaşıma gelince bir şey olmadı ama ben mutluydum kendi çapımda.

25 yaşıma hiç unutamayacağım kadar güzel bir organizasyonla girdim. Bütün kızlar da erkeklerde bir düğüne gider gibi giyindik karar alıp. O dönemin ünlü bir meyhanesine gittik, ismini hatırlayamıyorum şimdi (Aylinim sen hatırlarsın). Orada bir güzel kurtlarımızı döküp, arkasından o süslü püslü kıyafetlerle bir rock bara gidip Orhan Gencebay şarkılarının rock versiyonlarıyla sabaha kadar coşmuştuk.

30umu da pek bir hevesle beklemiştim. 25teki kadar görkemli olmasa da güzel güzel kutlamıştık, kız kıza. Severim kız kıza kutlamaları ben. Hem coşkulu hem de daha özgür oluyorsun ;)

30lu yaşları sevdim, hala da seviyorum. Bu dönem çok güzel arkadaşlarım oldu, özellikle şu anda çalıştığım işyerindekilerin yeri ayrı. Evlendim ve en önemlisi anne oldum... Blogu keşfettim. Güzel arkadaşlarıma yenilerini ekledim. Çok şükür...

Bugün itibariyle 4 yaşına gelmek üzere olan bir oğlum var :) Çok şükür.
Yakışıklı, gözleri hala sevgi dolu bakan bir eşim, yorsa da sevdiğim bir işim, canım ailem, akrabalarım, arkadaşlarım, sevdiklerim var, çok şükür. Artık bizim dediğimiz bir evimiz var çok şükür ve hepimiz sağlıklıyız ÇOK ŞÜKÜR!

Bu sene kendime 2 yıldır isteyip cesaret edemediğim şu hediyeyi verdim.
Çok mutluyum bu yüzden :)


40 yaşımı da heyecanla bekleyen ben, özel kutlama planları yapıyorum Aylinimle beraber. Kısmetse seneye yurt dışına gideceğiz 40ımızı kutlamak için, hayırlısıyla. E 40 yaşın hakkını vermek lazım di mi ama? :D

Ama şimdi 39 zamanı, önce onun hakkını vermek lazım.

Şükürlerle dolu, mutlu, huzurlu, sağlıklı, bereketli yıllar olsun bana :)

Bu sene kendime bir yaşgünü şarkısı seçemedim bir türlü. Hadi bu sefer benim için siz seçin :)

28 Şubat 2011 Pazartesi

Civciklerle güzel bir gün...

Bunca zaman havaların bahardan hallice gidip gidip, geçtiğimiz hafta sonu bozması bir şeye delalet midir acep?

Tibet ve benim heyecanla beklediğimiz bir hafta sonuydu. Aslında Deniz ve Yaz’ın da... Planlanmakta olan bir çekim geçtiğimiz hafta sonuna alınınca, Deniz ve Yaz bizimle birlikte gelemediler...

Tibet’le beraber düştük yollara. Davetli olduğumuz eve giderken kar yağmaya başladı. Bücürümün “Anneee, bak kar yağıyor!” demesiyle farkettim kar olduğunu.
“Anne beraber kardan adam yaparız, birbirimize kar atarız çok yağarsa di mi?”
Hatırlıyor olması beni şaşırttığı kadar sevindirdi.

Yolda tabelaların gideceğimiz yönü gösteren oklarını araya araya, güle oynaya ve sanki elimizle koymuş gibi bulduk evi.
Çok gizemli oldu değil mi? :)

Cumartesi günü Civciklerin yaşgünündeydik biz.

Blog dünyasında ilk tanıdıklarımızdandır Özge ve Civcikler. Doğal olarak bizim için özellerdendir. Özge dünya tatlısı, çekiğin ötesi gözlere sahip bir güler yüz. Sarılıp sıkılası, çok ama çok sevilesi. Eşi deseniz öyle. Civcikleri söylemeye bile gerek yok, yanakları yeter!

Öyle bir masa hazırlanmıştı ki, ilk başta kimsenin dokunup bozmaya eli gitmedi.
Özge ısrar etmek zorunda kaldı :)

Özge'nin el becerisi de mükemmel. Misafirlerine vereceği hediyeler için çantaları da kendi hazırlamış. Harika olmamış mı?

Civcikler o günün kendi günleri olduğunun farkında, arkadaşlarıyla mutlu, arada bir nazlı, arada bir ressam, bazen konuşmacı ama en önemlisi sıkı şarkıcıydılar.

Alemsin civcikoğlan, aklıma geldikçe gülüyorum hala :D

Tibetse kendine bir asker arkadaşı buldu. Daha girer girmez sahiplendi Can abisini. Sanırsınız kırk yıldır tanıyor, kırk yıldır dost.
“Sen bırak şimdi fotoğraf makinasını, hadi gel içeride oynayalım!”
Can sağolsun hiç kırmadı Tibet’i. Eşi Şeyma ile birlikte onunla oyunlar oynayıp, ne istediyse yaptılar. Çok yaşayın emi dostlar :)

Canım civciklerim, hep mutlu, huzurlu, keyifli ve bereket dolu bir hayatınız olsun.

Hep sevdiklerinizle... ve bizimle ;)

19 Ocak 2011 Çarşamba

Bir yudum tebessüm

Fazla yoğun bir hafta geçiriyorum.


Aslında haftanın yoğunluğu değil beni yoran. İşten gocunan biri değilim çok şükür! Beni yoran düzensizlik, belirsizlik, kararsızlık. Sürekli başa dönmek ya da sona bir türlü ulaşamamak ve olmayan bir şey varmış gibi ısrarcı olmak... ve bazı bazı da haksız çıkmak tabi ki. 10da bir bile olsa karşınızdaki müşteri olunca 10da 9muş gibi davranılması iyice çileden çıkartıyor.

Kavga etmeyi beceremem belki ama çok pis surat asarım ben. Kızgınlığımı da memnuniyetsizliğim de suratımdan okunur. Bu özelliğim yüzünden işyerinde özellikle müşteri temsilcileri tarafından huysuza çıkmıştır adım. Bazen dilime gelmeyenler yüzüme yerleşir ama onu beni çok iyi tanıyan anlar :P
Bir keresinde nasıl bir tepki verdiysem, yanındaki arkadaşı eşimin dağılmış suratından anlamıştı konuya çok sinirlendiğimi :)

Haftaya iyi başladım aslına bakarsanız.

Yaz’a, Derin’e ve Tibet’e içime çok sinen takvimler yaptım, şimdi heyecanla onların basılmışının gelmesini bekliyorum, aynı içime sinmişlik devam edecek mi görünce diye...

Saçlarımı kızıla boyadı kardeşim. Uzun zamandan sonra çok iyi geldi bu renk bana, kendimi iyi hissettirdi.

Her ne kadar yorucu olsa da Cumartesi Meltem, Pazar günü Beste’nin düğünleriyle eğlenceli ve güzel bir hafta sonu geçirdim. Üstelik tıksırana kadar da içtim!!!


Sonra Nilay’dan Gülümseten Blog ödülü aldım. Çok mutlu oldum. Sırf bu yüzden neredeyse tüm gün yüzüme kocaman bir tebessüm takılı kaldı. Tabi ki bu ödülün en büyük sahibi Tibet ama ben kendime de pay biçtim :) Çok ama çok teşekkür ediyorum tekrar ve tekrar...


Sonra ufak tefek bazı aksaklıklarımı hallettim. Gerçi bunlara geçici çözümler buldum henüz ama kalıcı çözümlere yer açmış oldum böylece.

Akşamları yatarken zorla da olsa güzel şeyler düşünmeye başladım artık... Düşündükçe gerçekleşme ihtimalini kuvvetlendirmek için...

En ufak bir hapşırmasında hala tedirgin olsak dahi bebeğimin iki aydır sağlığı yerinde Allah’a çok şükür. 
 


Ve bir aksilik olmazsa bu hafta sonu yine arkadaşlarımızla (Tibet’te arkadaşlarıyla tabii) güzel bir hafta sonu geçireceğiz...

Yani demem o ki...

Bir yudum tebessüm için, çok şey aramaya gerek yok hayatta.
Gözünü renklere, güzelliklere çevir yeter...

17 Ocak 2011 Pazartesi

Mutlu son

ve Bestecik evlendi...

çok güzeldi, çok!



Mutlulukları daim olsun...

10 Ocak 2011 Pazartesi

Güzel gelin

Hani hayatınızda bazı insanlar vardır, onunla yollarınızın kesişmiş olmasına şükredersiniz. Kalpleri öyle sevgi doludur, hayata bakış açıları o kadar pozitiftir ki, onların yanında isteseniz de negatifliğinizi sürdüremezsiniz... Arkadaştan ötedirler... Dost mu deseniz, kardeş mi bilseniz bilemezsiniz...
Zaten farketmez...

Bu işyerinin bana kazandırdığı, gönlü güzel, kendi güzel insanlardan biridir Beste.
Görmesini bilene, etrafını aydınlatan gülüşü vardır onun. Elinden gelmez birine kin gütmek, kızgınlığını sürdürmek... Yakışır onun gibi insanlara mutlu olmak, öyle değil mi?

İşte Beste mutluluğa imza atacak bu Pazar günü.
Ama öncesinde biz onun avuçlarına attırdık imzayı, yaktık ellerine kınayı :)



En bolundan içtik, bi dolusundan eğlendik...




Bu Nuriye ile sanatsal çalışmamız... içki insana neler yaptırıyor :P

Bestecim, iyi ki tanıdım seni. Mutluluğun daim olsun dostum, sen her şeyin en güzeline layıksın... 


Beste'yi takip edelim diyenlere, 1 tık tık, 2 tık tık

4 Ocak 2011 Salı

Giriş




Yeni yıla, yeni dostlarımızın yeni evlerinde girdik bu sene...
 ve...
başka yeni arkadaşlarım oldu...
ve...
blogtan, iş yerinden, çevremden
o kadar güzel hediyeler aldım ki...

sevildiğini bilmek ne güzel...


Belli ki 2011 yeni başlangıçlara, yeni heyecanlara,
her daim güzel yeniliklere gebe...

Hayırlısı :)

Not: Ballım hastalanmış yılbaşı sonrası :( çabucak iyileşir inşallah...

30 Aralık 2010 Perşembe

Yeni bir başlangıç

Bana şöyle bir yeni yıl maili gelmiş ve çok hoşuma gitti :

Cennet orada,
su kapinin ardinda,
hemen yandaki odada;
ama ben anahtari kaybettim.
Belki de sadece koydugum yeri unuttum.


Halil Cibran


2011 senesinde;

Saglikli, mutlu, refah icinde ve basarili olmanizi,


Ayrica;


Kim oldugunuzu, neden burada oldugunuzu ve anahtarinizi nereye koydugunuzu hatirlamanizi seciyoruz.


Mutlu seneler....



Aynı dilekleri ben de herkes için diliyorum...
Sahip olduğum herşey için şükürler olsun...

ama yeni yıldan yine de beklentilerim var tabii :)
kısaca şöyle özetleyebilirim :



Hepinize mutlu, sağlıklı, huzurlu, bolluk bereket dolu yeni bir yıl dilerim...

19 Temmuz 2010 Pazartesi

Hoşgeldin Melek!


Zaman akıp gidiyor...

Benim küçücük, pembe mor doğan oğlum,
bugün 3 yaşında kocaman bir adam artık...

Bunu söylemekten hiç bıkmayacağım...
“Seni seviyorum bebeğim!”

Hayatım seninle renklendi, seninle anlam buldu.
İyi ki doğdun...