Duyuru etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Duyuru etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Şubat 2013 Perşembe

4 yaş...

Az kalsın bloğumuzun 4. yılını kaçırıyormuşum...

Kutlu olsun mu? ... 
Olsun ...

Şimdi bir hediye lazım değil mi?
Lazım! ...


Evet...
Bu güzel bir hediye oldu ;)

7 Ocak 2013 Pazartesi

Çekiliş sonuçları

Biraz geciktim farkındayım ama pek alışkın değilim ben böyle çekiliş yapmaya, bir de üstüne yeni yıl yoğunluğu eklenince... mazur görün :)

Nihayet kazananları belirledim :)


Kittycat

Adreslerinizi sibelbek@yahoo.com adresine gönderirseniz ben de sizlere en kısa sürede bu güzelim bezleri gönderteceğim :)

Bu çekilişi yapmama fırsat verdikleri için de Kiraz Halkla İlişkiler'e ayrıca teşekkür ederim :)

18 Aralık 2012 Salı

Yeni yıl temalı Huggies bebek bezi kazanmak isteyen? :)


Huggies’ten çok hoş bir teklif almış bulunmaktayım dostlar!

Belki Migros’larda rastlamışsınızdır. Huggies Yeni yıl temalı bebek bezleri üretti ve bu bezler doğal olarak sınırlı sayıda. Üstelik kız ve erkek bebeklere özel iki farklı boyda hazırlanan bu bezler tüm Huggies bebek bezleri gibi üçlü cilt koruma ile minişlerinizi kuru tutuyor, vücuda oturan kesimi ve esnek bantları ile hareket özgürlüğü sağlıyor, sızdırmıyor.



Huggies, bloğumu takip eden 5 bücüre bu bezlerden birer paket hediye etmek istiyor :)

Yapmanız gereken çok basit!
 Huggies’in facebook sayfasını beğenmeniz ve bu yazıma 31 Aralık’a kadar yorum bırakmanız. 

Ben diyorum ki; yeni yılda önce miniğinizi sevindirin :)

Hadi ne duruyorsunuz? Pamuk eller önce yoruma, sonra facebook sayfasına :)))


Not: 31 Aralık'tan sonraki yorumlar geçerli sayılmayacaktır :(

10 Eylül 2012 Pazartesi

Hazırlık


Hazırdık!

Saçımızı kestirdik.


İki dirhem bir çekirdek giyinip, vesikalığımızı çektirdik.

Okuldan önce ne olur ne olmaz, vaktimiz olmaz belki diye,
klasik metro-tramvay yolculuğumuzu yaptık.


Ananeyi de ziyaret ettik, okulun ilk haftası gelmeyeceği için.

Fikren o kadar hazırdık ki; “Neden gidiyorsunuz? Kalın burada.” diyen dedeye
“Kalamayız, yarın okul başlıyor!” diye cevap verdik...


Biz hazır olmasına hazırdık ama...
Okul bizim kadar hazır değilmiş meğer...


Arayıp, “Kusura bakmayın, bu hafta açamayacağız!” dediler...

Ne yapalım... Kısmet...


Bizden okula bir hafta daha müsade o zaman ;)

10 Ağustos 2011 Çarşamba

Bravo yahu!

Geçen aydı sanırım Hotpoint-Ariston'un iletişim ajansı "We are social" Orkide Hanım’dan bir mail geldi. Başta spam zannettiğim maili nasılsa açıp okumaya karar verdim ki, spam olduğunu düşündüklerimi okumadan atarım. İyi ki atmamışım. Orkide Hanım mailinde Tibet’i anlatma tarzımı dikkate değer bulduklarından bahsetmiş ve Hotpoint-Ariston'un fotoğraf yarışmasına katılıp katılmayacağımı sormuş.

Ben böyle yarışmalara güvenmem açıkçası. Çevresi geniş olan içindir böyle yarışmalar. Bende de öyle bir çevrenin olduğuna inanmıyorum. Kendisine bu düşüncemi dile getirdim ama bu yarışmanın uluslararası olması sebebiyle şansımın diğer yarışmalardan daha yüksek olacağına ikna etti beni. Nitekim katıldım :) Katıldıktan sonra hediye göndermek için adresim istendi. Açıkçası gelecek olan paketten fotoğraf çerçevesi çıkar diye bekliyordum ama Tibet ve Yaz (blogta aşkından sürekli bahsetmem dolayısıyla) için araba ve prenses temalı, pipetli çok güzel bardaklarla birlikte Steve McCurry'nin çektiği fotoğrafın orjinal bir baskısı çıktı. Doğrusu sunum o kadar harikaydı ki; çalıştığım ajansta kutuyu topluca açtık diyebilirim :)



Dilerseniz bu yarışmaya sizler de katılabilirsiniz.

"Aile" temalı fotoğraf yarışmasının detayları şöyle:

Family Portraits yarışması Avrupada'ki ailelerin günlük hayatlarından, unutulmaz anların ölümsüzleştirildiği kareleri arıyor. Yarışmaya katılmak için:

10 Ekim 2011 tarihine kadar ailenizle birlikte çekilmiş bir veya birden fazla fotoğrafınızı http://family.hotpoint.eu/ adresine yükleyeceksiniz (bağlantıda sorun yaşarsanız Hotpoint Ariston'un sitesinden adrese ulaşabilirsiniz.) Yüklenen tüm fotoğraflar tüm Türkiye genelinde aynı adresteki siteye giriş yapan kullanıcılar tarafından oylanacak ve en çok oyu alan ilk 100 fotoğraf finale kalmış olacak.

Gelen mektuptan yanlış anlamadıysam, finale kalan 100 fotoğraf, ben ve diğer 4 fotoğraf blogcusu arkadaşım tarafından değerlendirilecek ve aralarından 10 fotoğraf seçilecek. Son olarak Steve McCurry bizler tarafından seçilen bu 10 fotoğrafı değerlendirip kazanan fotoğrafı belirleyecek.

Hotpoint-Ariston'a ama bilhassa İletişim ajansı "We are social”a çok ama çok teşekkür ediyorum ve onları tebrik ediyorum, hemi de başka bir ajans çalışanı olarak :)))

Bizim fotoğraflarımız için buraya tık tık...

14 Temmuz 2011 Perşembe

Tavsiye

Bugün bu videoyu mutlaka izleyin. Yaz'ın ne kadar başarılı bir şarkıcı, oğlumun istediğine ulaşmak uğruna  ne kadar iyi gözlemci ve ne kadar tereyağından kıl çekebilir kişilik olduğunu görmek için...

Ve bugün bu bloğa muhakkak uğrayın... Arkadaşımın ne kadar güzel yazılar yazdığını görmek, blog aleminin aslında ne kadar sıcak bir ortam olduğunu ona göstermek için...

12 Temmuz 2011 Salı

15 Haziran 2011 Çarşamba

Ahhh ahhh!!!

Anne Sözü'nde Babalar günü yarışması var. Yine cümle tamamlıyoruz.
Anne Sözü'nden aynen aktarıyorum:

Hani hep dertleşiriz ya,
"keşke, küçüğümün babası biraz daha bilmem ne olsa..."
"keşke, babası biraz daha şöyle davransa..."
"keşke, babası benim için bıdı bıdı yapsa."
gibi.

Babalar gününden önce onlara ne mesaj vermek isterdiniz.
Cuma gününe kadar hadi dökün içinizi, tamamlayın cümlemizi.
deniz_koker@yahoo.com'a yollayın.

"Keşke, babası.............."


Benim cümlem mi?
  Keşke babası, uykusuz gecelerimin ortağı olsa!

Hadi bakalım, sıra sizde ;)

25 Mayıs 2011 Çarşamba

Bur'nu Zeytin


Geçen haftalarda bir fotoğraf yarışmasına katıldığımızdan bahsetmiştim. Biliyorsunuz, Deniz, Beste ve ben aynı yerde çalışıyoruz ve benim Bahçelievler’e taşınmamla artık yakın semtlerde oturuyoruz. Doğal olarak akşamları beraber gidiyoruz.

Yine eve doğru yol aldığımız bir akşam (Beste yoktu) Cevizlibağ civarında Zeytinburnu Belediyesi’ne ait reklamı gördük. Yarışmanın konusu Zeytinburnu semtlerinin fotoğraflanmasıydı.

Aramızda konuşmaya başladık. Deniz “Aslında zeytini burun gibi göstersek ne güzel olur.” dedi.  Ben de “Birinin burnuna zeytin koysakta olur.” dedim. Aramızda şakalaşmayla başlayan bu konuşmayı gerçekleştirmeye karar verdik.

Yarışma şartlarını araştırdık, fotoğrafımızın kabul görmeyeceğini düşünmemize rağmen, çekip göndermeye karar verdik.

Çekimi yapacağımız sırada Deniz’in işi olduğu için, çekimi Beste’yle beraber yaptık ve jürinin onayına gönderdik. Göndermesine gönderdik ama hiç beklentimiz yoktu seçileceğine dair. İnternet sitesinde de hiç ipucu yoktu elemeye kalan yarışmacılarla ilgili.

Derken 14 Mayıs Cumartesi günü belediyeden arayıp, 20 Mayıs’ta yapılacak ödül törenine davet edildik. Hiç beklentimiz olmayan biz, ister istemez beklentiye girdik, heyecanlandık.

Ödül töreninin yapıldığı akşam ben çalışmak durumundaydım, Deniz ve Beste’nin başka planları vardı ve gidemedik. Doğal olarak sonucuda öğrenemedik. Takip eden Pazartesi belediyeyi aradım “Eğer kazandıysanız sizi ararlar.” dendi kapattım. Şu saat ve şu gün oldu arayan soran yok. Demek ki herhangi bir ödül söz konusu değil. Ama olsun... Bizim için çok keyifli ve eğlenceli bir çalışma oldu...

Buyrun fotoğrafımız... Siz nasıl buldunuz? :)


5 Mayıs 2011 Perşembe

Anne Sözü

Anne Sözü’nün Anneler Günü Yarışması’nda son saniyeler.
Valla bu sefer hediyeler süper!
Kendini şımartmayı sevenler için birebir ;)


Demedi demeyin, bize bir “Anne Sözü” verin :)

22 Ağustos

Dün yayınladığım yazı sonrasında çok kişi 22 Ağustos'ta neler olacağını sordu.


Aşağıda bahsedilen yürürlülük neticesinde tahmini 66.000 site yasaklı konuma gelecekmiş. Bu durumda biz blogların ve sosyal paylaşım ağlarının da kurunun yanında yaş misali güme gideceği tahmin ediliyor.




Milliyet'in haberinden kısa alıntılarla durum budur.
Haberin tamamı için burayı ziyaret ediniz.




İnternetin ölüm tarihi: 22 Ağustos 2011

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu'nca (BTK) hazırlanan "İnternetin Güvenli Kullanımına İlişkin Usul ve Esaslar" 22 Ağustos 2011 tarihinde yürürlüğe girecek. Bu uygulamayla kullanıcılar BTK'nın belirlediği 4 internet filtresinden birini seçmek zorunda bırakılacak. Filtreyi aşmak suç sayılacak. Filtre kıstasları ise tamamen BTK'nın keyfine göre belirlenecek. Bu uygulama dünyada Çin, Küba, İran gibi internetin "tutuklu" olduğu ülkelerde kullanılıyor.


........
22 Ağustos'ta devreye girecek sistemde internete devlet daha doğrusu "BTK" tarafından belirlenen 4 filtre tipinden birini seçerek girebileceğiz. Filtreyi aşmak ya da aşmaya çalışmak suç sayılacak. Ayrıcainternet servis sağlayıcıları filtrelerin aşılmasını engellemekle sorumlu tutuluyor, aksi halde onlara da ağır para cezaları öngörülüyor.
"Ben giriyorum, siz de girin"den "Ben de giremiyorum artık"a...

Düzenlemeye göre 4 tip filtre yer alacak. Aile, çocuk, yurtiçi ve standart paket. Her internet abonesi bunlardan birini seçmek zorunda kalacak. Bu filtre tipini internet kafelerde uygulanan "Websense" filtresine benzetebiliriz. Yani sadece internet kafenin belirleyebildiği sitelere girebileceksiniz. Bu tür filtre sistemleriyle içeriğinde sorun olmasa bile birçok sitenin filtreye takıldığı kullanıcılar tarafından biliniyor.

......
Bu tür filtreler şu anda da var

Bu tür filtre sistemleri işletim sistemleri, internet servis sağlayıcılar ya da internetten bulunabilecek programlar sayesinde isteyen kullanıcılar tarafından zaten istenildiği zaman kullanılabiliyor. Yani zaten kullanıcı böyle bir opsiyona sahip. Ancak BTK'nın uygulamasıyla bu durum bir opsiyon olmaktan çıkıp zorunluluk haline geliyor.
........


Dün BTK Başkanı Tayfun Acarer çıkan haberler üzerine şöyle bir açıklama yapmış.
Doğru olduğunu umalım...

2 Mayıs 2011 Pazartesi

Hepsi bir arada


Bu sabah;
Sabahtan beri bloğa bir şeyler karalamaya çalışıyorum ama işler fırsat vermedi. Bazen özellikle canımın sıkkın olduğu zamanlarda çalışmak iyi geliyor bana. Takıp kulaklıkları kulağıma, gözüm aklım işte, kopuyorum dünyadan. Her zaman söylediğim gibi, şarkılarla yaşamayı seviyorum. Çalışırken bile hayal kurabiliyorum. Çok mu hayalperestim acaba? Sanırım hayatımda varolmasalar bile ben kurduğum hayallerin gerçekleşme ihtimalini seviyorum :)

Neyse, konumuz bu değildi aslında.

Bu hafta sonu;
Bu hafta sonu babamızı arkadaşlarıyla gezmeye gönderdik, biz ana oğul kendimizi bowlinge verdik. Son gözdemiz bowling ya, evde bir arabalı yatak konuları bir de kurmaca bowling oyunları eksik olmuyor. Yatağı için azimle para topluyor, bowling için hafta sonunu iple çekiyor.

Bu hafta sonu evden çıkarken, geçen sene doğumuna gitmeyi planlayıp, başaramadığım, sonrasında bir türlü vakit ayırıp evinde de ziyarete gidemediğim komşum Gülcan geldi aklıma. Bir arayayım, gelebilirlerse hem biz hem çocuklar kaynaşmış olur, ne de güzel olur dedim aradım. Temizlik falan dediyse de başta, sonrasında ikna oldu ve iki dakikada, iki çocukla hazırlandı. Kalktık gittik bowlinge. Meğer Egemen’de pek bir severmiş bowlingi. İlk parti iyi gittiyse de ikinci partide Tibet’in su koyvermesiyle biz oyun katına yol aldık. Sonrasında beraber yemek yedik ve ardından kahve içtik. Bücürler iyi anlaştılar, sevindik. Güzel sohbetler ettik ve bir daha tekrarlamak üzere vedalaştık.


Pazar günü dedesini özlemiş, kalktık oraya gittik. Bir bahaneyle ananeyi de almış olduk. Sakin bir gün oldu, iş öncesi de çok iyi oldu.

Tavsiye;
Ben moda bloğu değilim ama şu cüzdan/çantayı övmezsem üzülürüm. İyi ki almışım. Artık yemeğe çıkarken ya da Tibet’in çantası varken yanıma birde çanta alma derdinden kurtuldum, çok pratik. Cüzdandan hallice ama ihtiyacım olan her şeyi alabilecek büyüklükte. Markasının ne olduğunu hiç hatırlamıyorum, üzerinde de hiç logo yok?


Tavsiye ederim, rastlarsanız bir yerlerde büyük rahatlık.

Duyuru;
Annesözümüzde yeni bir yarışmamız var. Kendinize özel bir “Anne Sözü”nüz varsa, anneler gününe kadar yazın, sözünüz seçilirse sizi şımartacak güzel bir hediye kazanın.


Benim Tibet’e son günlerdeki anne sözüm “Arabalı yatakta yatmak isteyenin, kumbarası dolu olmalı!” :))))))))

Ayrıca;
“Arabalı yatak alındığında nevresim takımı benden, sakın başkasına söz verme!” ve “Ben de onun bir teyzesiyim, Tibet cüzdanımdan destek almazsa, bozulurum!” diye arayan iki deli! Siz bilirsiniz kendinizi. Seviyorum sizi!!! :)))


ve son;
Bloğumun yeni yüzünü nasıl buldunuz?

22 Nisan 2011 Cuma

Yatak dediğin SİYAH olur!


Nasıl oldu bilmiyorum? Arabalı yataklara kafayı takmış durumda.
Yatıyor arabalı yatak, kalkıyor arabalı yatak.
Sohbetlerimiz artık arabalı yatakla ilgili sadece.
Dün kulağımıza gelip gidip arabalı yatak deyip, kahkalar attı.

Annem; “Arabalı yataklar çok pahalı, biraz ucuzlasın yaşgününe alacağız.” demiş.
Güzel demiş demesine de... nasıl ucuzlar bilemiyorum.
Fiyatı sordum Çilek’e, dudağım uçuklayacaktı az kalsın!  Çilektekinin fiyatına başka mağazalarda takım olarak satıyorlar ama ne yazık ki beyefendinin beğendiği yatak Çilek’ten. Siyah!


Geçen gün AVM’lerden birinde gördü mağazayı, koşturdu içeri. Kırmızısı, siyahı... dolanıp duruyor. Satış elemanı da peşimizde haliyle. Dönüp durduktan sonra geldi siyah arabanın başına “Bunun ışıkları yanmıyor mu, ses çıkartmıyor mu?” diye sordu kıza. “Işıkları da yanıyor, sesi de çıkıyor.” dedi kız.
Bir süre durdu öyle yatağın başında, döndü bana “Anne madem ışıkları yanıyor, sesi de çıkıyor, neden açmıyorlar öyleyse? Hiç anlamıyorum!” Kızcağız arkada koptu, yerden toplayacaktım az kalsın! Dayanamadı gitti yatağın anahtarını verdi bizimkine, açtı açtı kapadı yatağın sesini ışığını beyefendi. Bir de sahiplendi, gelen gideni yaklaştırmıyor yanına ama tanıtımını süper yapıyor! Anlatıyor da anlatıyor, yok ışığıymış, yok sesiymiş, yok rengiymiş. Yukarıda kırmızısı da varmış ama bu onunmuş, onlar isterlerse onu alabilirlermiş. Biraz daha kalsaydık mağazanın yeni elemanı olacaktı neredeyse, o kadar benimsedi herkes kendisini.

Yatağı aldığımız zaman onunla birlikte yatağa sığıp sığmayacağımın hesaplarını yapmaya başladı. Sığmazsam o uyuyana kadar elini tutarmışım artık!
Yatağı eve amcalar getirecekmiş, kuracaklarmış, çok güzel olacakmış.
Kumbarasını bu sayede doldurdu. Şimdi onu kağıt paraya döndürüp, tekrar dolduracakmış.
O kadar kafayı bozmuş durumda yani.

Bilmem ki yaşgününe kadar bu sevdası geçer mi?


Yarın 23 Nisan
Çocuklarımızın geleceğiyle oynanan bu tuhaf eğitim ve yönetim sistemini gördükçe, Atamızdan yadigar bu günlerin önemi gittikçe daha da artıyor benim gözümde.
..........
Tüm çocuklarımızın ve gönlü hala çocuk kalmışların gününü kutluyorum.


Anne Sözü’nde 23 Nisan yarışmamız tamamlandı.
Bugünkü aklımla çocuk olsaydım cümlemizi tamamlayanlar blogta isimsiz olarak yayınlandı.
Oylarınızı bekliyoruz. Birinciye çok güzel hediyelerimiz var :)
Kendinize oy vermeyin sakın, yakalarız heee! :)))



Bu hafta sonu oğluyla birlikte salıncakta sallanıp, kaydıraktan kayan birini görürseniz, ben olma ihtimalimi göz önünde bulundurun. Hele ki saçlar kızılsa, kesin benimdir!

İyi hafta sonları hepinize :)

20 Nisan 2011 Çarşamba

Ah tekrar çocuk olsaydım...


Bugünkü aklımla çocuk olsaydım,
başarısızlık korkusu yüzünden teptiğim tüm fırsatları,
bütün olası sonuçlarını göze alarak denemek isterdim.



Anne Sözü’nde ödüllü 23 Nisan yarışmamız var. Hediyelerimiz çok keyifli.
Sizleri “Bugünkü aklımla çocuk olsaydım ....................” cümlesini tamamlamaya davet ediyoruz  :)

Ayrıca bloğunuzda da duyurursanız pek bi seviniriz, hatta o kadar seviniriz ki; ne var bunda bu kadar sevinecek diye şaşar kalırsınız :)

2 Mart 2011 Çarşamba

Hamili kart yakinimdir...

Hayatımıza giren her insanın bize kattığı renkler olduğuna inanırım. Bu renkler hislerimizle doğru orantılı olarak değişir.

Size sıcaklık veren insanların kattığı renklerde sıcaktır. Kırmızı, turuncu, sarı...
Huzur verenler yeşil ve tonları, dinginlik mavi....

Bir rengin sizde uyandırdığı duyguyla insanları ilişkilendirdiniz mi hiç?

Kendimle ciddi olarak sıkıntılı olduğum dönemlerde hayatıma giren biri var benim. Kendime bir yol gösteren, bir öğretmen istediğim, “lütfen karşıma çıksın” diye dua ettiğim bir zamanda buldu beni Çiğdem.

Kendisiyle hiç yüzyüze gelmemiş olmamıza rağmen, sesinin sıcaklığıyla huzur bulmuşumdur. Onun bendeki rengi o yüzden yeşildir.
Ondan çok şey öğrendim...

Çiğdem şimdi bir kitap çıkardı. Sesinin yazıya döküldüğü, dokunuşunu kitabına bulaştırdığı, size göründüğünüzden daha fazla olduğunuzu hatırlattığı...


Tavsiye ederim...

Sonra Köker kardeşlerim var... Sanırım onlarla MOR renginin bereketini keşfediyorum en çok ve tüm renklerin bilgeliğini...
Bilmem biliyor musunuz? Deniz’in açtığı, beraber birşeyler katmaya çalıştığımız bir bloğumuz var.

Dilerseniz sizin de katkıda bulunabileceğiniz, anneliğe dair ne ararsanız bulabileceğiniz...

Tavsiye ederim...

Sonra ışık hızıyla hayatıma giren bir arkadaşım var. Esra.
Her renk var onda! Hızın kendisinde barındırdığı tüm renkler :)
Ben de hakkını verdim bu hızın ve onun ışık hızıyla blog açmasına ön ayak oldum.
ESRA YAZIYOR çok samimi, çok içten, çok sıcak bir blog...

Tavsiye ederim...


Bir komşu var ki bende, yaptığı pastaların kurabiyelerin görünüşüne de tadına da doyum olmaz! Serap'ın yapamayacağı bir şekil var mı pasta diyarında bilemiyorum, harikalar yaratıyor resmen! :)


Tavsiye ederim...

Ve hazır başlamışken son bir tavsiye daha...

Eğer sizlerde Şehir Fırsatları’ndan faydalanıyorsanız, tüm indirimleri bir arada bulabileceğiniz bir site açıldı. Henüz çok yeniler ama gelecekleri çok parlak.

Tavsiye ederim...

1 Mart 2011 Salı

Yapma!

Yapma kardeşim, yapma!!!

Her şeyin fazlası zarar, abartma!!!



3 Haziran 2010 Perşembe

Yine yarışıyoruz

Sanırsınız yarışma delisiyim.
Yok öyle birşey, kendim için istiyorsam ........! :P

Sevdiceğime küçücük bir babalar günü hediyesi.
Kazansak nolurrrrr, kazanmasak nolur?
Oğlumun gözünde ondan daha iyi baba olabilir mi acaba?



Kısa sözün özü 1; Nurturia fotoğraf yarışması düzenliyor.
Babalar gününde anneler yarışıyor.
Çocuğunuzla babasının fotoğrafını çekip, üyeyseniz hemen Nurturia'ya gönderiyorsunuz, değilseniz hemen üye olup sonra gönderiyorsunuz, yarışmaya katılıyorsunuz. Üstelik facebook hesabınız varsa üyesi değilseniz bile oy verebiliyorsunuz!

Kısa sözün özü 2; söyletmeyin canım işteeee, oy istiyoruzzzzz :D

6 Nisan 2010 Salı

Annelerin Dünyası


Bugünden itibaren ben de artık Annelerin Dünyası yazarıyım... :)

Çoğunuzun bildiği hikayemiz, biraz daha farklı bir anlatımla ilk yazım olarak burada.

Bana da, Annelerin Dünyası'na da, okuyanlara da hayırlı olsun :)))

23 Mart 2010 Salı

Anneler! Hadi "Anne sözü" dinlemeye!


Çoğumuzun en büyük sıkıntısı:
"Bu hafta sonu ne yapsam da çocuğumu memnun etsem, nereye götürsem?"
ya da çocuğum için bu aldığım faydalı mı, doğum gününde arkadaşımın çocuğuna ne almalıyım, hangi kitap, hangi oyuncak daha iyi, hangi ürünü kullanmalıyım, vs. vs......

Güzel Yaz'ın güzel annesi Deniz bir anne olarak deneyimlerimizi paylaşabileceğimiz bir platform oluşturdu: "Anne Sözü"

Hadi sizde gelin, tecrübelerinizi, tavsiyelerinizi tüm annelerle,
tüm ihtiyaç duyanlarla paylaşın....

13 Ekim 2009 Salı

Şans için...

Bugünlerde çok heyecanlıyız. Ailece. İçimiz kıpır kıpır.

Olmasını beklediğimiz birşey var hayatımızda...
Ne olduğunu şimdilik sormayın. Zaten olunca söyleyeceğim.

Hayatımın böyle dönemlerinde, kendime şans getirmesi için bir takı alırım.
Bu kimi zaman yüzük, kimi zaman küpe, kimi zaman da kolye olur. Genelde görünce işte bu derim.

Bu seferki bileklik.


Dün öğle yemeğinde Beste ve İrem'leydik. Ortaköy'de hala 1-2 tezgah var. Dolaşırken gördüm bu bilekliği. Görür görmez aşık oldum. Bana şans getireceğine inandım.

Bestecim canım, ne kadar beğendiğimi görünce "ben hediye edeyim, bu benim şans dileğim olsun sana" deyip aldı. İrem'de şans diledi...

İlk şans dileği (tabi ki aile çevremden sonra) Canımsan'dan (kendisine kıpır kıpır olduğumdan bahsetmiştim), Beste'den ve İrem'den gelmiş oldu böylece...

Umarım güzel haberler alırız, en kısa zamanda, hayırlısıyla.

Sizler de şans dileyin, olur mu? :)))))