Siz de düşünüyor musunuz arada bir benim gibi?
Çocukluğumla bağımı nerede kopardım acaba?
Ne zaman "büyüdüm!"?
Yaşça büyüdükçe olgunlaştım mı gerçekten, yoksa aslında kendimi kandırıyor muyum?
Çocuklar kadar olamıyoruz çoğu zaman... Sorunlar karşısında onlar kadar dik duramıyoruz aslında... en azından ben!
Karşıma bir sorun çıktığında, hele ki sevdiklerimle ilgiliyse elim ayağım dolanıyor birbirine. Elimin ayağımın dolanması yetmiyor, kafam da duruyor sanki. Düşünme yetimi kaybediyorum. ve beraberinde sakinliğimi... dinginliğimi...
Yerini panik, endişe, korku alıyor ve çok doğal olarak bu duygular düşünmemi engelliyor...
Karanlığın içine gömülüyorum... Elbet toparlıyorum ama toparlanana kadar ben kendimden geçmiş oluyorum maalesef...
Çocuklar öyle mi?
Tibet okulla ilgili sorununu kendi çözdü. Hem de öyle güzel çözdü ki; çözümü suratımda tokat gibi patladı!
ve yine aynı soruyu sordurttu bana: "Ben çocukluğumla bağımı ne zaman kopardım!?"
"Anne
sana çok güzel bir haberim var! Bugün okula girerken hiç ağlamadım,
derste de hiç ağlamadım. Çünkü okula girerken ananeme sarılıp huzur
topladım!"...
AŞK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
AŞK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
7 Ekim 2013 Pazartesi
16 Temmuz 2013 Salı
AŞK dediğin
- Anne biz Helin’le birbirimizi çok sevdik.
- Öyle mi nasıl bir sevgi ki bu mesela?
- Helinle aramızda öyle harika bir bağ kuruldu ki; büyüyünce kesin evleniriz! Aşık olduk biz!
- Öyle mi?
- Evet, düğünümüzü de cumartesi günü yaparız.
- Yaaa! Peki Helin’in de bunu istediğinden emin misin? O da sana aşık mı ki acaba, seninle evlenmek isteyecek mi?
- Annecim görmedin mi? Nasılda neşeli kahkalar atıyordu, görmedin mi?!
- Oğlum Helin geçen sene de gelmişti bize. Geçen sene aşık olmamıştınız birbirinize?
- Evet, geçen sene birbirimizi iyi tanıyamamıştık çünkü de ondan!
- Aaa, evet... Birbirini tanımak önemli tabii :)))))))
Ah kuzum... AŞKla dolu bir hayatın olsun... Sev ve sevil inşallah... :)
Not: Fotoğraf geçen seneden. Bilseydim böyle bir konuşma geçecek aramızda, ikisini bir arada muhakkak fotoğraflardım :))))
19 Temmuz 2011 Salı
4 yaş manifestosu
Seninle bir araya gelişimiz biraz zorlu oldu.
Bu zorluğun etkisinden belkide, ilişkimiz de zorlu geçiyor. Aramızdaki aşkın büyüklüğü aşikar olsa da ilişkimizden yola çıkarak sana naçizane birkaç tavsiyem olacak.
Çok kıskanç olmanı tavsiye etmem. Hele ki sevdiğini akrabalarından bile kıskanan bir sevgiliyi kimse istemez, aksine onlarla aranı ne kadar iyi tutarsan sevgilininin sana olan aşkı o kadar kalıcı olur, benden söylemesi.
Eski aşklardan konu açma. Ne ona sor, ne kendin bahset. Geçmiş adı üstünde geçmiştir. Enerjinizi bitmişe harcayıp, birbirinizi yıpratmayın.
Onun ihtiyaçlarına, isteklerine, anlatmaya çalıştıklarına karşı duyarlı ol. Kadınlar anlaşılmak ister. Biz sizler gibi konuya direk giriş yapmayı sevmeyiz. Sözcüklerimizin içinde çözülmesi gereken şifreler vardır. Bunun ne kadar erken farkına varırsan, bir kadını anlamak konusunda o kadar başarılı olursun.
Bir kadın hakkında bilmen gereken en önemli şeylerden biri alışveriş tutkusudur. Onunla alışveriş yapmayı başarırsan, tüm kadınların gözde sevgili adayı olursun, haberin olsun ;)
Bir kadın korunmayı, kollanmayı sever ama bunu abartırsan bir bakarsın elinden uçmuşşş, gitmiişşş! Her şey dozunda güzeldir, bunu sakın unutma.
Lütfen sevdiğinin gözlerinin içine bakarak konuş. Onunla konuşurken gözün başka yerlerde olursa, bir bakarsın o da başka yerlere gitmiş. Farkına bile varmazsın, öyle kalakalırsın.
Sakın değiştirmeye kalkacağın biriyle birlikte olma. Değişmesini isteyeceğin biri zaten seveceğin biri olamaz ki! Karşındakinin sana uyum sağlamasını istemeye başladıysan, hemen uzaklaş ondan. Hem kendin, hem onun için emin ol böylesi daha hayırlı. Unutma ki; olduğu gibi kabul edeceğin biriyle mutluluğu bulabilirsin.
Diyelim ki evlenmeye (ya da biriyle birlikte olmaya) karar verdin ve bu kararından emin olmak istiyorsun. Allah’tan bir işaret iste, mutlaka gelecektir. Ama işaretlere açık ol ki, kaçırmayasın...
Bir ilişkinin yürümesinin en önemli koşullarından biri, inadını gereksiz yere sürdürmemek ve özellikle karşı taraf haklıysa özür dilemeyi bilmektir. Karşındaki insanın sana olan sevgisine güvenip, gereksiz inatlaşmak ve kendini haklı çıkarmaya çalışmak bir ilişkinin yıpranmasında en büyük etkenlerdendir.
Büyük ihtimalle büyüdüğün zaman kendi kendine annem 4.yaşgünümde bana niye bunları niye yazmış diyeceksin. Bu manifestonun yazılmasının en önemli sebebi şudur ki oğlum; 4. yaşına kadar ki en belirgin özelliklerinden biri bu inat halin de o yüzden :)

Bu zorluğun etkisinden belkide, ilişkimiz de zorlu geçiyor. Aramızdaki aşkın büyüklüğü aşikar olsa da ilişkimizden yola çıkarak sana naçizane birkaç tavsiyem olacak.
Çok kıskanç olmanı tavsiye etmem. Hele ki sevdiğini akrabalarından bile kıskanan bir sevgiliyi kimse istemez, aksine onlarla aranı ne kadar iyi tutarsan sevgilininin sana olan aşkı o kadar kalıcı olur, benden söylemesi.
Eski aşklardan konu açma. Ne ona sor, ne kendin bahset. Geçmiş adı üstünde geçmiştir. Enerjinizi bitmişe harcayıp, birbirinizi yıpratmayın.
Onun ihtiyaçlarına, isteklerine, anlatmaya çalıştıklarına karşı duyarlı ol. Kadınlar anlaşılmak ister. Biz sizler gibi konuya direk giriş yapmayı sevmeyiz. Sözcüklerimizin içinde çözülmesi gereken şifreler vardır. Bunun ne kadar erken farkına varırsan, bir kadını anlamak konusunda o kadar başarılı olursun.
Bir kadın hakkında bilmen gereken en önemli şeylerden biri alışveriş tutkusudur. Onunla alışveriş yapmayı başarırsan, tüm kadınların gözde sevgili adayı olursun, haberin olsun ;)
Bir kadın korunmayı, kollanmayı sever ama bunu abartırsan bir bakarsın elinden uçmuşşş, gitmiişşş! Her şey dozunda güzeldir, bunu sakın unutma.
Lütfen sevdiğinin gözlerinin içine bakarak konuş. Onunla konuşurken gözün başka yerlerde olursa, bir bakarsın o da başka yerlere gitmiş. Farkına bile varmazsın, öyle kalakalırsın.
Sakın değiştirmeye kalkacağın biriyle birlikte olma. Değişmesini isteyeceğin biri zaten seveceğin biri olamaz ki! Karşındakinin sana uyum sağlamasını istemeye başladıysan, hemen uzaklaş ondan. Hem kendin, hem onun için emin ol böylesi daha hayırlı. Unutma ki; olduğu gibi kabul edeceğin biriyle mutluluğu bulabilirsin.
Diyelim ki evlenmeye (ya da biriyle birlikte olmaya) karar verdin ve bu kararından emin olmak istiyorsun. Allah’tan bir işaret iste, mutlaka gelecektir. Ama işaretlere açık ol ki, kaçırmayasın...
Bir ilişkinin yürümesinin en önemli koşullarından biri, inadını gereksiz yere sürdürmemek ve özellikle karşı taraf haklıysa özür dilemeyi bilmektir. Karşındaki insanın sana olan sevgisine güvenip, gereksiz inatlaşmak ve kendini haklı çıkarmaya çalışmak bir ilişkinin yıpranmasında en büyük etkenlerdendir.
Lütfen sevdiğin insanı incitme gereksiz yere...

Canım oğlum, SüperCan’ım, BenTen’im...
Dilerim ki bu gülen gözlerindeki ışık hep devam etsin. Karşına çıkacak sorunlar seni korkutmasın, sakin ve çözümcü ol. Anını yaşa hep. Geçmiş ve gelecek seni yıldırmasın. Sevgi dolu ol, sevgi saç etrafına. İnsanlar sana bakınca huzur bulsun, senin yanında olmaktan keyif alsın. Sağlıklı, bereketli bir ömrün olsun, hem maddi hem manevi.
Aşk hep seninle olsun oğlum... Seven ve sevilen ol...
Sana sevgimi ifade edecek bir cümle yok...
Ne yazsam, ne desem eksik kalır.
İyi ki varsın oğlum... İyi ki doğdun...
Aşk hep seninle olsun oğlum... Seven ve sevilen ol...
Sana sevgimi ifade edecek bir cümle yok...
Ne yazsam, ne desem eksik kalır.
İyi ki varsın oğlum... İyi ki doğdun...
23 Haziran 2011 Perşembe
Unutulmadan...
Bu aralar elim pek gitmiyor yazmaya.
Yorgun uyanıyorum her sabah. Geceleri bacaklarımın ağrısından uykuya geçmem zaman alıyor. Üstüne Tibet gece 1-2 kere uyandı mı, sabah kendime gelmem neredeyse saatler alıyor...
Bahar yorgunluğu mu, yaz yorgunluğu mu bilemiyorum ama böyle devam ederse doktor yolları kesin bana...
Unutmadan iki diyaloğu girmeliyim buraya, hafızamdan silinmeden kayıtlara alınmalı hemen...
Akşam komşudayız:
V: Tibettt, manitan var mı bakiim senin?
A: Manitadan anlamaz o V...
V: Tibetcim, kız arkadaşın var mı, sevgilin?
T: Yook (utangaç utangaç yere bakıyor bu arada) ama çok özel bir arkadaşım var benim; Yazzzz!
İç ses: Canım oğlum benim, sevdiğini dillere sakız etmiyor bak, aferimmm :)
******************************
T: Anne, sen Mustafa'ya aşık oldun, Mustafa'da sana aşık oldu, sonra evlendiniz di mi?
A: Evet oğlum.
T: Ben de büyüyünce Yaz'la evlenicem.
İç ses: Ondan artık şüphemiz yok zaten bebeğim. Umalım ki, büyüyünce de böyle düşün...
******************************
Hafta sonu amcadayız, yengemiz Tibet seviyor diye kısır yapmış. Beyefendi bilgisayarın başından kalkmayı başarıp, mutfağa yengenin yanına gidiyor:
Şimdi kısırımı alabilir miyim lütfen?!!!
******************************
Akşamlardan birinde, artık yatma vakti gelmiştir.
A: Hadi oğlum, herkese iyi geceler de, yatalım artık.
T: İyi geceleerrrr.
B: Gel de gitmeden bir öpeyim seni.
T: Dur o zaman Süpercan’dan Tibet’e dönüşeyim!
8 Mart 2011 Salı
Hem sosyal, hem asosyal
Benim oğlan bi acayip! Gerçekten...
Hem çok sosyal, bir o kadar da asosyal bir çocuk...
Cumartesi günü namı değer gelinimiz Yaz’la buluştuk.
APlus Deniz’in dediği kadar çocuk dostu bir mekan gerçekten. Yemek katında çocuklar için hem jetonlu hem de özel oyun alanları var. Özel oyun alanı dediğim yer bildiğiniz oyun parkı. Kaydıraklar, trambolinler, top havuzu... Bırakıyorsunuz çocuğunuzu, eğitimli, güler yüzlü ablalarla birlikte günlerini gün ediyorlar.
Ama bizim bücür ne yaptı? “Girmiicemmm, bana ne girmiiicemmmm!” diye tutturdu. Canım bebeğim Yaz da “Tibet girmezse ben de girmem!” diye tutturdu. Biz kahve ve sohbet hayalleri kuran iki anne, hayal kırıklığı içinde jetonlu oyun alanına gitmek zorunda kaldık. Neyseki orada güzel eğlendiler. Onlar eğlendiler ama bizim (özellikle de sabahtan beri orada olan Deniz’in) pili bitti.
Neyseki beyefendiyi ve Yaz’ı ikna ettikte kahve içmeye inebildik. Aslında sadece Tibet’i ikna etmek yetti desem daha doğru olur. Maşallah Yazcım zaten o kadar uyumlu ve sosyal bir çocuk ki onu ikna etmeye pek de gerek kalmıyor. Başta pek oralı olmadılarsa da güya kahve (sıcak çikolata) ve çikolatalı pastayı görünce keyifleri yerine geldi. Yaz’ın araya serpiştirdiği dans ortama damgasını vurdu :)
O güne mahsus APlus’a çocuklar için golf alanı kurmuşlardı. Bizim afacanlar bir de golf oynadılar ki görülmeye değerdi. Meğer Tibet’in golfe bayaa ilgisi ve becerisi varmışta haberimiz yokmuş :) döktürdü desem abartmış olmam, gizli gizli gurur duydum oğlumla :) çok pahalı bir spor olmayaydı, ahhh ahhhh :P
Yaz’la Tibet’in el ele yürümeleri, birbirlerini koruma çabaları (Yaz gel üşüyeceksin, Tibet gel bak sana göstereyim nereden gideceğimizi...), birbirlerine sevgi sözcükleri anlatılmaz yaşanırsa da aralarında geçen şu diyaloğu yazmadan geçemeyeceğim :
Yaz: Tibet ben seni çok seviyorum
bir yandan Tibet’e sarılmaya çalışıyor
Tibet : Ben de seni çok seviyorum
bunu söylerken Yaz’a değil benim ayağıma sarılmış vaziyette, kafa önde, yandan yandan Yaz’a bakmakta. Yaz haliyle niye bana sarılmıyor şaşkınlığı yaşamakta
Ben : Yazcım, utanıyor o yüzden sana sarılamıyor canım
teselli etme çabalarım :P
Yaz : Tibetttt, utanıcak bişii yok kiii, sarılabilirsinnnn!
Yaz : Tibetttt, utanıcak bişii yok kiii, sarılabilirsinnnn!
bunu söylerken bir elini Tibet’in sırtına koymuş, sıvazlıyordu :)
13 Ocak 2011 Perşembe
Yaz Aşkı
Son günlerde Tibet'le hemen hemen bütün sohbetlerimiz bir şekilde Yaz'a bağlanır oldu. Başlangıçta "aman da oğlumuz aşık olmuş" deyip gülüp, pek de önemsemediğimiz bu durumu sanırım artık ciddiye almamız gerek. Anlıyoruz ki oğlumuz aşkını pek bi özlemiş :)
-------------------ººººººººººººººº------------------------------
Babasıyla sohbetteler. Konunun başını kaçırmışım:
-------------------ººººººººººººººº------------------------------
Neyseki iki hafta sonra Bahar'larda toplaşıyoruz. Bakalım bizim bücür Yaz'ı görünce ne yapacak? :))))
- Anne, bugün arkadaşlarım gelicek biliyo musun?
- Öyle mi, hiç haberim yok! Kimmiş bu arkadaşların?
- Yaz gelicek! Eeeee..... Yaz gelicek işte!
- Hımmmm, bayağı bi çoğul bu bizim Yaz desene!
- ???!!!
-------------------ººººººººººººººº------------------------------
Babasıyla sohbetteler. Konunun başını kaçırmışım:
- Hüseyin senin arkadaşın mı?
- Hayır, benim arkadaşım Yaz!
- Evet, evet. Tahmin etmem gerekirdi.
-------------------ººººººººººººººº------------------------------
- Anne, ben bir bobotum! (robot)
- Yaa, öyle mi?
- Eveeet! Hem de mavi bobot.
- Çok yakışmış tatlım sana mavi renk.
- İstersem kırmızı da olabiliyorum. Bak! oldum!
- Ooo, süper! Çok yakışıklı bir robutsun sen. Biliyor musun? Yaz'da geçen gün annesine ben makinayım demiş. Sizin jenerasyonun bir bildiği var galiba?
- Ama doğru anne. Yaz'da bir bobot ve bobot ta bir makina!
- (bilmiş yaaa!) Evet bücür, robot ta bir makina. Yaz'ın rengi ne acaba?
- Siyah
- Aaaa, niye ki?
- İştee. Onu öyle yapmışlar!
- !!!!????
Neyseki iki hafta sonra Bahar'larda toplaşıyoruz. Bakalım bizim bücür Yaz'ı görünce ne yapacak? :))))
22 Aralık 2010 Çarşamba
Birikti
Gün geçtikçe, söylediklerini, yaptıklarını not almak güçleşiyor bücürün...
Yakalayabildiklerimi not alıyorum ama not alamadıklarım yitip gidiyor ne yazık ki...
Büyüdükçe onunla sohbet etmek güzelleşti, ilginçleşti. Hem gözlemlediklerini, hem merak ettiklerini ve bazen de hayal gücünü bir araya getirip, öyle şeyler söylüyor ki... gülmek, şaşırmak kaçınılmaz oluyor...
Büyüdüğüne tanıklık etmek çok güzel...
Her geçen gün, varlığına şükrediyorum... iyi ki diyorum, iyi ki geldin...
Hala yarım yamalak söylediği kelimeler var hayatında ve bazıları var ki bunlar hep öyle kalsın istiyorum ne yalan söyleyeyim :)
Sigaş : Sıcak
Sayırcı beyciler : Sayın seyirciler
Tıkalamak : Pompalamak
Kimileri cümle içinde güzel
Ağzıma kaçık kaçtı! kaçık: kılçık
Bazen öyle cümleler kuruyor ki, mantığına bayılıyoruz
- Anane, asla konuşmiicam seninle!
- Aman iyi, konuşma! Belli ki ananesi çok kızmış :)
- Ama anane “Ben seni çok seviyorummm” demen gerekiyordu!
Bazı durumları kendince çözümlemeye başladı
- Anne bizim saçlarımızı kim yapmış biliyo musun?
- Kim yapmış bebeğim?
- Berberler.
- Yaaa, hiç bilmiyordum. Nasıl yapmışlar?
- Böyle saçları sokmuşlar, sokmuşlar kafamıza ki, sonra uzayınca kesmek için...
- Vay be! Bak sen şu berberlere!
- Yaaa, öyle işte...!!!
Ve AŞK...
Yakalayabildiklerimi not alıyorum ama not alamadıklarım yitip gidiyor ne yazık ki...
Büyüdükçe onunla sohbet etmek güzelleşti, ilginçleşti. Hem gözlemlediklerini, hem merak ettiklerini ve bazen de hayal gücünü bir araya getirip, öyle şeyler söylüyor ki... gülmek, şaşırmak kaçınılmaz oluyor...
Büyüdüğüne tanıklık etmek çok güzel...
Her geçen gün, varlığına şükrediyorum... iyi ki diyorum, iyi ki geldin...
Hala yarım yamalak söylediği kelimeler var hayatında ve bazıları var ki bunlar hep öyle kalsın istiyorum ne yalan söyleyeyim :)
Sigaş : Sıcak
Sayırcı beyciler : Sayın seyirciler
Tıkalamak : Pompalamak
Kimileri cümle içinde güzel
Ağzıma kaçık kaçtı! kaçık: kılçık
Bazen öyle cümleler kuruyor ki, mantığına bayılıyoruz
- Anne, sizin işiniz nerede yaşıyor?
- Anne, babama n’oluyo yaaa?! Hiç trafiye tayamülü (tahammülü) yok! babasının trafikte sürekli söylenmesine istinaden
- Ananeler, babaneler namaz kılarlar. Sen anane diilsin ya annesin, onun için gerek yok namaz kılmana! çocukcaaz annenin namaz kıldığını görmeyince böyle karar vermiş :P
- Anane, asla konuşmiicam seninle!
- Aman iyi, konuşma! Belli ki ananesi çok kızmış :)
- Ama anane “Ben seni çok seviyorummm” demen gerekiyordu!
Bazı durumları kendince çözümlemeye başladı
- Anne bizim saçlarımızı kim yapmış biliyo musun?
- Kim yapmış bebeğim?
- Berberler.
- Yaaa, hiç bilmiyordum. Nasıl yapmışlar?
- Böyle saçları sokmuşlar, sokmuşlar kafamıza ki, sonra uzayınca kesmek için...
- Vay be! Bak sen şu berberlere!
- Yaaa, öyle işte...!!!
Ve AŞK...
24 Eylül 2010 Cuma
Fotoroman
Herşey göründüğü gibi olmayabilir.
Kiminin memnun olduğu, kimini memnun etmeyebilir.
Ayrılıklar üzer kimini,
Kimini ise biten ilişkiyi sorgulamaya itebilir.
Giden de üzülüyordur belki,
ama kimbilir, belki gitmektir gerekeni...
Kalan için zordur yalnızlık.
Varsa bir dinleyeni, akıl vereni, şanslıdır.
...ama yoksa, anılar bırakmaz peşini.
Zordur uzaktan bakan olmak...
...zordur geride bırakmak...
ama hayat şaşırtır insanı... hiç belli olmaz,
bazen bir dondurma ferahlatır içini!
böyle bir son beklemiyordunuz di mi? :))))
Not1: Arayıp, taziyelerini bildiren, destek olmaya çalışan herkese teşekkürler.
Not2: Deniz'e ve bana fotoroman yazdıran bu bücürlere ayrıca binlerce teşekkür.
Hayatımın renkleri... İyi ki varlar...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



















