KIRKYAMA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
KIRKYAMA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Ocak 2010 Perşembe

Meleğim


Ben oldum olası tesadüflere çok inanan biri olmadım. Buna rağmen vakti zamanında çok şikayet etmişimdir başıma gelenlerden (ki bu ayrı bir konu)...

Tibet’in doğumundan sonra duydum “Kristal Çocuklar”ı. Bunu bunca zaman duymayıp, şimdi duymamın bir sebebi olmalı dedim. Kristal çocukları uzun uzun anlatmayacağım şimdi, korkmayın :) Yeni Dünya’nın kurucuları” oldukları en kısa ve yalın tanımlaması.

Tibet bu çocukların genel tanımına pek uyuyor görünmüyor. Bire bir uysun isterdim ne yalan söyleyeyim ama Tibet böyle Tibet :)


“Çocuklar doğduktan sonra kişilik edinirler” savının Tibet’e pek uymadığını söylemeliyim. Tibet’in doğumundan bu yana sergilediği çok bariz özellikleri var. Sanırım ben ve ailemin bundan sonra yapabileceği tek şey onun bu özelliklerine eklemekten ibaret olacak. Benim çabalarımın en önemli sebebidir, Tibet’e “ÖRNEK OL’mak”.

Oğlum tek kelimeyle inatçı! Bu doğduğundan beri değişmez özelliği. İstediği birşey yapılmaya görsün, bebekken basardı yaygarayı, şimdi ya sinirlenip, ortalığı kasıp kavuruyor ya da yine yaygarayı basıyor. Geçen akşam o da ben de inat ettik. Yaklaşık 45 dk sürdü... O istediğini yaptırmak için odada ağlıyor, ben salonda sussun diye bekliyorum. Sonunda “Anne beni al” diye ağlamaya başladı ve gittim aldım tabii :)

Bu inatçılığının güzel olan tarafı, doğumda zedelenen kolunun tedavisine cevap vermesi oldu. Bunun için biz de çok çaba gösterdik tabii ama onun da katılımı olmasaydı, sonuç bu kadar sevindirici olmayabilirdi.


Bir diğer değişmez özelliklerinden biri de uykuyu sevmemesi.
Doğduğu günden bu yana sadece bir gece kesintisiz uyuduğunu bilirim. Uyanıpta sabah olduğunu gördüğümde yaşadığım paniği tahmin edersiniz herhalde. Bunca zaman gecede neredeyse 45 dakikada bir uyanan bir çocuğun sabaha kadar uyanmamış olması, gerçekten korkutucuydu! Beyefendi 2,5 yaşına geldi, en erken yattığı saat 9.30 ki o da gündüz uyumamışsa! Ve hala geceleri en az bir kez uyanıp “anne, süt yap!” diye seslenir.

En sevdiğim özelliklerinden biridir gözlerindeki hayat! Bu bütün çocuklarda var tabi ama siz dizinizin dibindekini daha iyi görüyor, daha iyi ayrımına varıyorsunuz. Güldüğü zaman sadece yüzü değil gözleri de ışıldıyor ama öyle bir ışıldamak ki, tarif edemem...


Tibet çok sevgi dolu bir çocuk ama son zamanlarda bazı insanlarla hiç iletişime geçmek istemediğini farkediyoruz. Mesela annemlerin alt komşusunu ailesi gibi benimsemiş olmasına rağmen üst kat komşuyla iletişime geçmeyi inatla reddediyor. Kapılarından içeri mümkün değil girmiyor “Sen bebeği ver biz gidelim” diyor :) Geçenlerde günübirlik bir Çorlu ziyaretinde bir tanıdıklarımızın evine girmeyi şiddetle reddetti. Eniştem onunla arabada oyalanmak zorunda kaldı. Tanımadığı, bilmediği bir mekana girmekten de hoşlanmıyor. Onu ikna etmek için çok çaba sarfetmemiz gerekiyor, hatta bazen ağlatarak soktuğumuz oluyor ve soktuktan sonra da devam ederse ağlamaya ayrılmak zorunda kalıyoruz?... ama birilerini sevdiyse onları unutması mümkün değil. Diyelim ki 1 aydır hiç görmemiş, birden bire size o kişiyi sorabiliyor. Mesela hiç görmediği bir arkadaşımı iki hafta da bir sorar bana, nasıl bir iletişim varsa aralarında :)

Ve çok ilginç bir özelliği fazlasıyla mizah anlayışının olması. Bunu size anlatmam çok uzun sürer. Konuşmaya başladığından beri çok eğlenceli zamanlarımız oluyor Tibet’le...


Daha bir sürü şey sayabilirim elbette... Kim çocuğunu anlatmakla bitirebilir ki...

Tüm bunlar Tibet’i Kristal Çocuk yapar mı bilemem ama bildiğim bir gerçek var ki tüm çocuklar birer MELEK!

Bu yazı 20 Ocak 2010 tarihinde KIRKYAMA grubu için yazıldı.